TÜRK  GENEL  DEVRİMİ  SÜRECİNDE  12  MART  

Atila Sarp, Nisan 2010

 

Tarihi olan bir toplumun herhangi bir döneminin yok sayılması, tarih zincirinin kopmasına ve gelecek kuşakların doğru bilgilenmesinin engellenmesine yol açar. Bu nedenle yakın tarihimizi devrimimizin başarıldığı 1919-23 den bu yana ayrıntılı almak, ama aynı şekilde de toplumsal değişim olan devrimin feodalite, derebeyi,tefeci bezirganlık yerine modern üretim biçimlerinin başladığı tarihten bugüne getirmek gereklidir. 1700’lerde başlayan Osmanlı coğrafyasındaki Türk Genel Devrimi, 2000’li yıllarda tamamlanma noktasına gelmiş bulunmaktadır. İçinde yaşadığımız 1950 yılından bu günlere gelen süreç birbirinden ayrıldığı takdirde bizleri düşünsel karmaşıklığa düşürecektir. Bu nedenledir ki tıpkı 1930-40’ların unutturulmaya çalışıldığı gibi, bütün karşı devrimciler söz birliği yapmışçasına 1960-70’leri unutturmaktadırlar. Daha da kötüsü bu iki tarihi zincir yok sayılarak, bizim yaşadığımız toplumun tarihi değil, emperyal merkezlerde hazırlanan bir tarih karşıdevrimin kalemlerince yazılmaktadır.

Türk Genel Devrimi(1)’nin önderi ve devrimin gerçekleştiricisi Mustafa Kemal 1938 yılında ardında büyük bir devrimci kalıt bırakarak yaşamdan ayrıldı.

Devrimin lidersiz kalması süreci başladı(2). 1950 karşı devrimi kadrolarının iktidara gelmesi ve devrim kurumlarını birer birer ortadan kaldırıp parlamentoyu da tek parti diktatörlüğüne(3) döndürmesi aşağıdan yukarı devrimci direnişe ve direnme hakkını kullanarak Türk Genel Devrimi’ni ulusal önderin çizdiği rotaya yeniden oturtmayı amaçlayan 27 Mayıs Devrimi (4) gerçekleşti.

27 Mayıs 1960 Devrimi’ni, devrimin Türk Genel Devrimini tamamlama yolundaki iradesini anlamadan 12 Mart,12 Eylül ve günümüz karşıdevrimciliğini anlamak olası değildir.

27 Mayıs ilk olarak devrim kurumlarını yeniden düzene koydu. Yeni devrimci kurumlar getirdi. Halkoyuna sunulan ve çoğunlukla kabul gören1961 Anayasası ile de Türk Genel Devrimi’nin tamamlanması yolunda yasal çerçeveyi topluma sundu.

Devrimin tamamlanması sürecine girilmişti. Tam bağımsızlık, “milli” kurumları güçlendirme, genç kuşakların bağımsızlık ve özgürlük düşünceleri toplumu sarmaya başlamıştı. Başarılamayan ve karşı devrime yataklık yapan toprak rejimi, tefeci ve bezirganlık bunların hamiliğini yapan işbirlikçi sermaye ortadan kalkacağı günlere doğru gidiliyordu.

 “Atatürkçülük” adına emperyalizmle uzlaşanların da ihanetiyle (5) karşı devrim yeniden ve daha güçlü ortaya çıkmaya başladı.Ulusal önderlerinin tam bağımsız ve gerçekten demokratik,güçlü,önder Türkiye amacıyla yalnız düşüncede değil davranışta da eylemlerde bulunan genç ordu ve genç üniversiteli 68 kuşağı artık boy hedefiydi. Çünkü devrimin tamamlanması yönünde siyasal irade yoktu. İş gençliğe kalmıştı . Gençlik Türk Genel Devrimi’nin ulusal önderlerinin buyruğuyla verdiği görevleri eksiği yanlışıyla yerine getiriyordu, bu nedenle de karşıdevrim sürülerinin boy hedefi oldu(6). 12 Mart’a bu koşullarda gelindi.

12 Mart Muhtırası “Atatürkçülük” adına, Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst komutanları tarafından verilmişti.12 Mart ile başlayan karşı devrim sürecinin en yoğun olduğu ortamdayız. Çünkü, büyük sosyal devrimlerin yıkacağı eski sınıf ve tabakalar canlarının çıkmaması için en büyük direnişi ve saldırganlığı devrimin tamamlanmasına yaklaşıldıkça gösterirler.

Atila Sarp

 

(1) Türk Genel Devrimi kavramı ve kapsamı, Milli Demokratik Devrim,Demokratik Devrim,Aydınlanma Devrimi,Kemalist Devrimi, Türk Devrimi,Türk Devriminin Evrimi’ni içermektedir.

(2) Gazi Mustafa Kemal’in aramızdan ayrılışından başlayarak başta İsmet İnönü olmak üzere  ondan sonraki tüm liderler Türk Genel Devrimi’nin tamamlanması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün amaçladığı hedeflere ulaşılması yönünde bir kadro elemanı olarak çalışmamışlar, hep onun yerini almak gibi boşuna bir çaba içinde olmuşlardır.

(3) DP Faşizmi, Köy enstitülerinin kapatılması, Halkevlerinin köreltilmesi,anti-komünist MC Carthy uygulamaları ile devrimci (Türk Genel Devriminin ana rotasında yürüyen ve sapmayan) aydınların,yazarların,çizerlerin tutuklanması, yargının yerini tahkikat komisyonu adı altında siyasi iktidarın alması, emperyalizmin çıkarları uğruna Lübnan'da hristiyanların, Cezayir'de Fransız emperyalizminin, Kıbrıs da İngiliz emperyalizminin yanında yer alınması. Toprak ağalığının daha da yerleşmesi, tefeci-bezirganlığın kuşatması ve

şeyhliğin, şıhlığın,dedeliğin,evliyalığının kol gezmesi. Bu karşı devrim güçlerinin siyasi iktidarı seçimlerle belirlemede birinci güç olarak kullanılması sürecidir.

(4) 27 Mayıs Devrimi, Türk Genel Devrimi içindeki bir devrim konağıdır. Darbe, ihtilal,hareket sözcüklerini içermektedir. Belirleyici özelliği ve Babı-Ali Baskını,12 Mart,12 Eylül,28 Şubat’lardan temel ayrımı halkla içi,içe bir aşağıdan yukarı devrimci örgütlenme olmasıdır. Bundan daha önemlisi devrimi yapanların Türk Genel Devriminin tamamlanması yönündeki iradeleridir.

(5) Soğuk Savaş’ın dışında kalacak “Atatürkçü Dış Politika” yerine iki kutuplu dünyada körü körüne Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık ve onunla paralel uluslararası duruş ve anlaşmalar uzlaşmacıların temel ihanetleridir.

(6) Zorlama gerekçelerle Yassıada duruşmaları düzeyinde tutuklama ve baskı ile Başbakan-Bakan seviyesindeki 3 idama karşılık TBMM koridorlarında 3’e3 diye koşarak onaylanan devrimci gençlerin  idamları, kıstırılan gençlerin acımasızca imhaları, sağ kalan gençlerin ise perişan edilmeleri,silahlı sağcı militanların 12 Mart’ta sanık değil tanık yapılması, parti kongrelerini basan militanların kollanarak Cumhurbaşkanlığı,TBMM Başkanlığı, Başbakanlık,Bakanlık düzeylerine yükseltilmesinin önünün açılması.