TUNUS ve TAMAMLANMAMIŞ DEVRİMLER ÜZERİNE

Devrimin geçerli tanımı eski bir üretim tarzının yerine yeni bir üretim tarzının geçmesidir. Tamamlanan bir devrim üretim ilişkilerini değiştirmiş olmalıdır. 18. Yüzyılda ortaya çıkan burjuva devrimlerini bu açıdan değerlendirmeliyiz. Güçlü devrimlerle yerleşen kapitalizm karşısında gelişen sosyalizmi onun kuramını yapanları daha iyi anlayarak, sosyalist kadroları da kendine döndürerek  ötelemiştir. Ötelemekle kalmamış 7 gün, 72 gün, 70 yıl uygulamaları tersine çevirmiş, 700 yıllık bir sosyalizm çağına giden yola dünyayı sokmuştur.

Kapitalizmin “küreselleşmesi”dir bu başarının sırrı. Ama kapitalizmin küreselleşmesi, emperyal odaklar yaratması beklenildiği ve soyulan miyarlarca insana vaat edildiği gibi bir dünya cenneti, özgürlükler, refah, adalet getirmemiştir. Tersine küresel kapitalist egemenlik kendi sınıfsal varlığı ve konumunu korumak için tarihin hiçbir döneminde görülmeyen güvenlik sistemleri ve adalet mekanizmalarını kurmuştur. Milyarlarca insanı soymanın garantileştirilmesi amaçlı güvenlik ve adalet sistemleri ile de sonuç alamamaktadır. WikiLeaks‘in genç sahiplerinin küresel kapitalizmin içine sızmaları, küresel kapitalizmin en büyük emperyal gücünün Vietnam dan sonra Irak'daki yenilgisi geleceğin pek de küresel merkezlerde planlandığı biçimde şekillenmediğini ortaya koymaktadır. Çünkü bunalım-kriz ve sürekli istikrarsızlık küresel kapitalizmin enerji içeceğidir.

Bugünkü emperyal güçlerin temeli tamamlanmış burjuva devrimlerine dayanmaktadır. Fransız, Alman, Yunan, İtalyan, Amerikan devrimleri çağında başlamış  iki büyük devrim süreci günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan birisi tamamlamaya çalıştığımız Türk Genel Devrimi, diğeri parça parça edilmiş Arap Devrimi’dir. Sakin görülen bir ülkenin birdenbire bir devrim fırtınası içine düşmesi gibi yorumlanamaz Tunus ayaklanması. Fas, Cezayir, Lübnan, Irak'da yaşanılan süreç Arap devriminin tamamlanma yolundaki ayak sesleridir. Küresel emperyal güçlerin kendi içlerindeki sorunlar arttıkça Türk Genel Devrimi’nin de Arap Devriminin de tamamlanması gündeme gelecektir.

“Belirli bir zaman aralığındaki devrimci akıma ne ad verilirse verilsin biz onun ana devrim yönünde olup olmadığını kontrolle yükümlüyüz” ilkesi bize ülkemizde köklü Türk Genel Devrimini ve Tunus da Arap Devrimi sürecini işaret etmektedir.

Sistemden nemalanan yazarlar, çizerler, stratejistler, uzmanlar ordusunun Tunus olaylarını anlatırken özenle “Arap Devrimi”, “Arap Birliği ve Baas”, “Cemal Abdülnasır, Bumedyen, Bin Bella, Burgiba, Saddam Hüseyin” konularından özenle kaçmaları ve “Arap Birliği”nin devrim sürecinden çok, olayları “magrip-batılı, maşrık-doğulu” sömürge yönetimlerinin emperyal merkezlerde planlanan hareketleri gibi göstermeleri doğru değildir.Tıpkı 27 Mayıs Devrimini, 68 Kuşağının Başkaldırısını, 15-16 Haziran işçi ayaklanmasını belli merkezlere bağlı insanların yukarıdan planlanarak yaptıkları eylemler olarak göstermeleri gibidir açıklamaları. Bir diğer anlatımla komplo teorileriyle tarihsel olayları izah etmektedirler.

Şu noktalar çok özenle değerlendirmelerde dikkate alınmalıdır.

Vietnam da ağır yaralanan Amerikan Beyaz ayısı, Irak'da yenilmiştir, inine çekilmektedir.

WikiLeaks belgelerinden sonra emperyal bir tek güç olma şansının kaybolduğu gibi, kendi içinde bütünlüğünü muhafaza etmesi, pahalı adalet ve güvenlik cihazı ile savaş harcamalarını getirdiği ağır yoksullaşmanın hareketliliğini önlemesi zor görünmektedir. Maalesef bizim uşakların sabah kahvaltılarında yırtık pabuçtan dolar milyonerliğine terfi etme karşılığında rapor sundukları efendileri

Canının derdindedir. Başımıza akıldaneliğini yaparak bela ettikleri Tayyip’in döneklerinin son aylardaki ağız değişikliklerini göz ardı etmemeliyiz. Arap devriminin tamamlanması yolunda Irak’ taki Amerikan yenilgisinin, kısa sürede 1 milyona yakın Arap kökenli insanı katletmenin  sonuçları daha yeni başlamıştır.

Atila Sarp