TÜRK GENEL DEVRİMİ - damataşı
Atila Sarp, Ocak 2010
Türkiye’nin aydın öncüleri 1990’lı yıllarda karşıdevrimcilerin kazanımlarının bir var olup olmama kavgasını getireceğini söyledikleri ve buna göre davrandıklarında “söylem birliği”ni yaratamamışlardı.
Üstelik, giderek yurdun bağımsızlığı ve ulusun birliği için çeşitli görüşlerden insanları bir araya getirmeye ve onlarla birlikte davranmaya başlayınca büyük bir aydınlar topluluğunun haksız tepkisi ile karşılaştılar.
Çeşitli dönemlerde özellikle 60-80 yılları arasında tam bir sağ-sol, devrimci-ülkücü, komünist-faşist kamplaşmasında yer alanların söyleşilerde, açık oturumlarda, toplantı ve yürüyüşlerde eylem birliği içine girmeleri bu tepkiyi kamçılıyordu. Bir ulusun siyasal kamplaşmalar yerine birlik ve dayanışmayı öne almasından neden bu denli korkuluyordu.
Ne oluyordu?
“Kızıl Elma” koalisyonu ile ülke “darbe” yoluyla “milliyeçi-sosyalist” bir siyasal rejime mi doğru gidiyordu?
Karşıdevrimin 2000’li yıllarda iktidara yerleşmesi ile bu soruyu altyapı olarak sürdüren aydınların gerçekleri gördüğü acılı sürece girildi ve bugünlere geldik. Bugün bir karşıdevrim diktasının altında aydınıyla, işçisiyle, memuruyla, köylüsüyle, esnafıyla, iş adamıyla inim inim inliyoruz.
Yaşadığımız çuval geçirme, AB
dayatmaları,Ermenistan ve Kıbrıs ödünleri,işkenceler,
Sürecin hızlandığının, var olup olmama kavgasının gören gözlere dayatıldığının göstergeleri oldu.
Ulusal Önderimizin “Türk Genel Devrimi” olarak tamamladığı büyük bir sürecin sonuna doğru geliyoruz.
De Gaulle ile tamamlanan “Büyük Fransız Devrimi”19. Yüzyılı nasıl Fransa yerelinde ve evrensel ölçekte dünyayı sardı ise, Putin ile tamamlanan “Büyük Rus Devrimi” 20.yüzyıla nasıl Rusya yerelinde ve evrensel ölçekte etki yaptı ise, bizler içinde yaşadığımız süreçte bir devrimi daha yeni yeni tamamlamaktayız.
Bizim devrimimizin kendisinden öncekilerden en önemli ayrımı, devrimi formüle eden ve başaran, tamamlanma konusundaki hedefleri ve görevleri açıkça belirten bir ulusal önderimizin olmasıdır.
Yaşadığı günlerin(1881-1938) yüz yıl öncesini inceleyen ve kavrayan, yaptığı ve başardığı devrimin yerel ve evrensel sonuçlarını, 250 yılı kapsayan “Türk Genel Devrimi”nin tamamlanma hedeflerini ve çerçevesini çizen bir ulusal önderimizin olmasının, üstelik bizden çok, karşıdevrimciler ve onların arkasındaki emperyal merkezler çok iyi farkına varmışlardır.
İçinde yaşadığımız süreci değerlendirmede yanılgıya düşmeyelim.
İkiz kuleler ile “İslam”ı hedef gösteren Amerikan emperyalizminin beyinleri başkanını da bundan sonra muhtemel başkanını da İslam dünyasından seçerek başka şeyler düşündüğünü açıkça gösteriyor.
Türk Genel Devrimi’nin tamamlanması yalnız Türkiye
yerelinde değil evrensel ölçekte de sosyal, siyasal,
Bu sürecin ulusal önderimizin işaret ettiği yönde tamamlanmakta olduğunun içte ve dıştaki göstergelerine yalnız usumuzu ve düşüncemizi değil, duyargalarımızı da yönlendirelim.
Atila Sarp