"SOSYALİZM” NEREYE ?
www.ulusalodak.net
Türkiye de sosyalizmin tarihine geçecek bir buluşma 12 Şubat 2011 günü gerçekleşti.
Tarih önemli. Çünkü 50 yıl önce 12 sendikacı tarafından 1961 Anayasa’sının getirdiği özgürlük ortamında “sosyalist” nitelikli bir parti olarak Türkiye İşçi Partisi kuruldu. Kısa sürede aydınlarla bütünleşen parti, 1963 yerel seçimlerine katıldı, 1965 seçimlerinde 15 milletvekili çıkardı ve parlamentoda grup kurdu.
İşte 1961 yılında, günümüzden elli yıl önce kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne üye ve yönetici olarak emek verenler böyle bir günde bir araya geldiler.
Yer de önemli. Türkiye düşünce ve siyasal yaşamının “akademik” merkezlerinden birisi olan Siyasal Bilgiler Fakültesi, eski adıyla “Mektebi Mülkiye” mezunlarının yeri. Başkent Ankara da son elli yılın bütün gerici saldırılarına karşın “sosyalistler” ve özellikle 68 devrimcileri tarafından merkez olarak kullanılmış ve korunmuş bir yerde buluşma dikkat çekici.
Hepsinden önemlisi katılanlar. Katılanların ve konuşmacıların çoğunluğu Türkiye İşçi Partisi kuruluşunda aynı parti içinde yer alarak, “parti”nin örgütlenmesi, üye sayısının artması ve ülke çapında yeni il ve ilçeler kurması mücadelesinde iktidar baskılarına birlikte göğüs gererek, taşlı sopalı saldırılara karşı “parti” lerini koruyarak çalışmışlar, ilk genel seçimde yani 1965 milletvekili seçimlerinde de 15 milletvekilini TBMM’ye sokarak bu çalışmalarının karşılığını almışlardı.
Seçimlerin hemen akabinde Genel Başkanları “Türkiye İşçi Partisi 1969 seçimlerinde başa güreşecektir” dediğinde hemen herkes buna inanıyordu.
Ancak, 1965 seçimlerinin başarısı fazla uzun sürmedi, coşku yerini parti içi siyasal kavgalara, parti dışı “sol” hareketlerle çatışmalara bıraktı. Birlikte çalışan 1961-1965 Türkiye İşçi Partililer dağıldı. Parti kısa sürede marjinalleşti. Yeni partiler, siyasal fraksiyonlar, ordular, cepheler arka arkaya geldi. Hemen hepsinde 1961-65 Türkiye İşçi Partisi yaratıcıları yer alıyordu.
İşte bu dağılanların oldukça uzun zamandan, 1966 TİP Malatya 2. Kongresinden beri ilk kez bir araya gelmeleri, birlikte bir masa başı mikrofonundan buluşanlara konuşma yapmaları, 1961-65 Türkiye işçi Partisi’ni anmaları, deneyimlerini, bugünkü değerlendirmelerini aktarmaları bu buluşmayla gerçekleşti.
TKP,CHP,SP,KDP,TSP,
TEKSP, TİP,TİİKP,TİKKO,THKP-C,THKO,
Peyami Arıırk ve Zeki Kılıç’ın yönetiminde yürütülen buluşmada, çağrılan ve söz alan konuşmacılar görüşlerini ilettiler.
Canip Yıldırım, Naci Kutlay, Remzi İnanç, Muzaffer İlhan Erdost, Ahmet Say, Serpil Çelenk, Kenan Somer,Halil Çelimli, Oktay Etiman, Attila Aşut, Süleyman Coşkun, Muharrem Kılıç, Hayri Kurtözü, Varlık Özmenek, Atila Sarp, Yavuz Önen, Oğuz Oyan, konuşmacılardı. Programda olan ve sonradan katılanlarıyla on yedi konuşmacı.
Konuşmacıların Türkiye İşçi Partisi’nin 50. Kuruluş yıldönümünde ele aldığı konular ise şöyleydi:
TİP, kuruluşu ile Kürtlere ve Alevilere geniş bir siyasal alan açmıştı. Türkiye de kürt olmak en büyük suçtu. 27 Mayıs darbesi herkesi tahliye etti, Kürtler hariç. Kürtlere TİP sahip çıktı, Kürtlerde TİP’in örgütlenmesine destek oldu. Mehmet Ali Aybar batıdaki mitinglerinde saldırıya uğruyordu. Diyarbakır’a davet ettik. Büyük ilgi gördü. Gördüğü ilgiden gözleri yaşarmıştı. Bize mektup yazarak teşekkür etti.
Kürt insanı bir avuç politikacının elindeydi. Onlar parlamentoya gidiyorlardı. Bu parlamentoya gitmeyi düşünenlerde iki kişi TİP’den dışarı çıktıklarında “bu parti bize yaramaz” dediler. Ben o zaman bir kürt olarak işte partimi buldum dedim.
TİP İstanbul ve Ankara’daki dar örgütlenmesini, batıdaki saldırılar altındaki örgütlenmesini “kürt sorununa” sahip çıkarak doğuya taşımış ve sorunsuz şekilde doğu ve güneydoğuda örgütlenmişti.
TİP, ilk kez sosyalist görüşün parlamentoya taşınmasını sağlamıştı.
Sosyalistlerin birlikteliğinin bozulmasında birçok faktör yer almıştır. Ama hırsızın hiç mi suçu yoktur.
1961 Anayasa’sını savunan TİP, Mustafa Kemal’in “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini ve “Atatürkçü dış politikayı” savunmuştu. Vatanseverlik ve yurtseverlik, tam bağımsızlık TİP’in temel savunduğu görüşlerdi.Parlamento çalışmalarındaki konuların ana başlıkları bunlardı.
TİP ve daha sonra TKP sosyalizmi kitlelere ulaştıran sınıf hareketini savunmuştu. Her şeyin üstünde sınıf birliğini öne çıkarmıştı.
Troçki Türkiye de 2,5 sene kaldı kimlerle görüştü. Türkiye de iç komünizm ve dış komünizm sorununu detaylı incelemek gerekiyor.Kuramı herkesin yapması gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar kuram yapanlar sosyalistleri bir araya getirecek tezleri üretmediler. Sınıf ve sosyal düşünce ile, etnik temele dayalı, mezhep temeline dayalı düşünceler nasıl bir araya gelecek. Bir devri yaşıyoruz, devrim ile reformun ilişkileri nelerdir. TİP legal mücadelesiyle, emperyalizme karşı canlarını veren 68 devrimcilerinin mücadelesi nasıl bir araya getirilecek. Türkiye'de devrimin tamamlanması liberallerin, liberal solcuların, sosyal demokratların değil “sosyalist”lerin sorumluluğundadır.
TİP’in ilk programı son derece özenle hazırlanmış önemli bir programdır. Mutlaka yeniden ve yeniden incelenmelidir.
Köy Enstitüleri “komünist yuvası” propagandasıyla DP ve CHP’nin işbirliği ile yıkılmıştır. “Komünist”liğe karşı sürekli bir saldırının bu merkezlerden tarih boyunca geldiğini unutmamalıyız.
Behice Boran Turhan Feyzioğlu’nun “komünist misin değil misin” sorusuna sorumlu bir genel başkan, arkasında meclis grubu olan bir parti başkanı olduğu için susarak karşılık vermiştir.
TİP döneminde yurdun her yerinde basın organları, yerel basın yayına girmiştir. Bu yerel basının yaptığı çalışmaların TİP’in mücadelesine katkısını unutmamak gerekir.
1966 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin seçimlerden büyük bir zaferle çıkıp ivme kazandığı ortamda “YÖN”dergisi sayfalarında “sosyalizm tartışmaları” başladı. “Parlamento dışı muhalefet” ilkesi ağırlıklı aydınların, Mümtaz Soysal, İlhan Selçuk,Doğan Avcıoğlu başta olmak üzere ardı ardına yazıları yayınlandı. Bu tartışmaların “sosyalizm” düşünce ve uygulamasına ne getirip götürdüğü, “sosyalizm” tartışmasını hızlandıran ve TİP içindeki sorunları da sütunlara taşıyan bu tartışmalarda yer alanların 1966-2010 yılları arasındaki “sosyalizm” eksenindeki konumları yazılanlar ekseninde sorgulanmadı.
Ama YÖN’ün “sosyalizm tartışmaları” 1966 yılında büyük bir ivme kazanan Türkiye İşçi Partisi’nin içten ve dıştan baskılar ve yanlışlarla kısa sürede marjinal bir parti seviyesine düşmesini sağlayan önemli etkenlerden biri olduğu açıkça ortaya çıktı.
2011 yılında, kuruluşundan 50 yıl sonra yapılan ve yalnız Ankara'da değil yıl boyunca bütün büyük kent merkezlerinde yapılması düşünülen “TİP’in 50.yılı için Yıl Boyu Etkinlik” lerin dağılan sosyalizm güçlerinin birlikteliğine, dayanışmasına, “eylemde birlik tartışmada hoşgörü” ilkesine uygun bir yolu açarak 1966 yılında sosyalizm şahlanmasını engelleyenlere tarihsel bir yanıt vermesi beklenmelidir. Yapılması gereken de bu yönde irade göstermektir. Ankara Mülkiye buluşması bu açıdan umut verici bir havayı sosyalistlere ulaştırmıştır.
Bu yapılmayıp, Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş süreci ve 1965-66 mirasını, “sosyalizme” değil de etnik milliyetçiliğe, mezhep ayrımcılığına eklemlemek, reel ulusal gerçeklere aykırı ayrımcılıklara yarayan gerçek dışı yorumlarla tarihi saptırmak, kuruluş sürecinde etnik ve mezhep ayrılığının üstüne çıkmış TİP sosyalizmini-toplumculuğunu “pragmatik-güncel” siyasetlere alet etmek, daha önce birçok örneği görülmüş tarihsel yanlışlarımızdan birisi olarak “sosyalizm” kayıtlarında yer alacaktır. 13 şubat 2011
Ulusalodak özel haber