META ÜRETİMİNDE MİMAR VE MÜHENDİS

Atila Sarp, 13 Aralık 2010

Üretim aracı; alet edevat-araç gereç, avadanlık, atölye, makine, fabrika, kompleks, sanayi, organize sanayi, büyük sanayi kompleksi.

Hammadde, mamül madde, meta,mal,ürün…

Yönetici, memur, amir, şef, reis, başkan, genel başkan, müdür, genel müdür, daire başkanı…

Soyutlama, tasarım, çizim, hesaplama, teknik eleman, mimar, yüksek mimar, mühendis, yüksek mühendis…

Kapitalist mal ve hizmet üretimi sürecinde yer alan canlı cansız aktörlerin dökümü aşağı yukarı bunlardır. Yaşanılan zaman ve mekana göre yaklaşık beş yüz yıldır kapitalist üretim bir önceki üretim biçim ve biçimlerinin içinde doğup gelişerek ve büyük bir egemenlik kurarak günümüzdeki küresel kapitalizm düzeyine gelmiştir. Uzaya gözünü diken küresel kapitalizm  yıkımları, sürekli yoksullaşmayı, savaş ve katliamları, kalıcı kirlilik ve kaynak tüketimini ardında  bırakarak  gelişmektedir. Kapitalist bunalımın, kendisinin yerini alacak olan yeni bir üretim tarzının altyapısını da oluşturduğu unutulmamalıdır. İnsanlığın ortak mirası olan bilginin, internet ağıyla  günümüzde mülkiyete ve zenginliğe bağlı olmadan milyonların hizmetindeki kullanımı geleceğe yönelik küresel kapitalizmin doğurduğu sonuçlardan yalnızca birisidir. Servetleriyle küresel patronluk düzeyine ulaşan çok sayıda yeni dolar milyarderlerinin, geleneksel  kapitalist sınıfların devamı olmadan bu ortak kullanım alanında ortaya çıkışları, yeni üretim yöntemlerini,  emeğin kullanımının yeni tarzlarını ortaya koymaları küresel kapitalistleşmede yeni bir boyuttur. Küresel kapitalizmin merkezinde Julian Assange’ın WikiLeaks’ını bu süreçte değerlendirmek gerekir.  

Dünyayı “Bilgi Çağına” ulaştıran kapitalist üretimin, insanlığı düşürdüğü durumun ağır faturaları her geçen gün  önümüze çıkmaktadır. Bilgi Çağındaki açlık, yoksulluk ve olanaksızlık, insanlık üzerinde antik çağlardan daha ağır bir yıkım yapmaktadır. Çünkü çağdaş insanlık, önceki dönemlerdeki kaderciliği aşmıştır, olanakları elde etmek için yarışa sokulmuştur. Bu yarışta ise  kapitalist üretimin yarattığı olanakların kullanımındaki adaletsizliği bilmektedir. Küresel kapitalizmin egemenliğindeki dünyada yeni partilerin  hak, adalet, kalkınma, refah gibi kavramları kullanması bu nedenledir. Avrupa'da (Osmanlı coğrafyasının da bir bölümünde)  ortaya çıkan kapitalizmin diğer kıtalara yayılması, yeni bir üretim biçimi olarak yerine geçmeye çalışan  sosyalist üretim uygulamalarını da kesintiye uğratıp dünyaya egemen olması sürecinin ayrıntılı incelenmesi gerekir.

Kapitalist üretim nasıl olmuştur da büyük sosyal savaşlarla kendi yerine geçmeye çalışan, üretimdeki uygulamalarının yerine yeni uygulamaları getiren, daha da ileri giderek üretim araçları mülkiyetini elinden alan sosyalist üretim uygulamalarını boşa çıkararak, küresel kapitalist üretimi bugün insanlığın başına musallat etmiştir.

YENİ VE DEĞİNİLMEYEN KONULAR

Klasik  kuramlarla değerlendirdiğimiz kapitalizm, sosyalizm tartışmalarının kavramlarına takılıp kalmayalım. Tekrarlardan çok, üzerinde durulmayan, göz ardı edilen, belki de çözümlendiği takdirde üretim sürecinde önemli değişimlere yol açacak konulara eğilmek gerekir.

Ama, bilindiği gibi yeni ve değinilmeyen konular ilgi çekmezler. Neden ? Çünkü günümüz insanının en büyük hazinesi zamandır da ondan. Fırtına gibi geçen on yıllar, yıllar, aylar, günler, saatler içindeyiz. Günlük yaşamımızda yer alan sade, niceliği az girdiler eskilerde kaldı. Büyüklerimizin, kendimizin, çocuklarımızın günlük yaşamına, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, otomobil  kişisel tercihimizin, kullanma irademizin dışında girmiş durumda. Küresel kapitalizmin en büyük başarısı insan iradesi dışında tüketim çılgınlığını dayatmasıdır. Üretimin tanıtımında  logoyu-markayı  öne çıkarmasıdır. Üretim girdileriyle oranlanamaz bir fiyatlandırmada “marka-logo” küresel kapitalizmin elinde tüketim çılgınlığı yolu ile sömürünün en ağırını günlük yaşamımıza getirip dayatmıştır. Aynı nitelikteki iki malın birinin diğerinden astronomik fiyat farklılığında “logo-marka” nın aldığı rol küresel kapitalizm çağının en önemli verilerinden birisidir.

Karşılaşmadığımız yeni bir bilgiye pek itibar etmeyiz. Anlayıp bildiğimizi sandığımız konularla ilgili bilgileri edinivermek kolayımıza gelir. Üstümüze vazife olmayan işlere günümüzde  karışmamamızın bir nedeni zaman bulamamamızdır. Aslında bu,küresel kapitalist zaferin insanlığın iliklerine kadar işlemesinin boyutudur. İnsanlığın bu zafiyetinden  ustaca yararlanmaktadır.  Ortaya çıktığında parça parça pazarları birleştirerek “ulus” birliğini sağlayan, “ulusları” bir araya getirerek tekel ve kartellerine daha büyük pazar sağlamak amacıyla birlikteliği savunan kapitalizm, küresel çağda bireylerin cebine telefon, eline bilgisayar, evine televizyon, altına araba vererek açtığı dev tüketim pazarını bu zafiyet üzerine kurmuştur. Bir insanın günümüzde kullandığı kişisel eşyaların çeşitliliği, çokluğu, yenilenmesi ve markalaşması, bireyin pazarın en büyük asli elemanı haline gelmesine yol açmaktadır. Küresel kapitalizm bu nedenle bireyciliği, bireyin özgürce eşya kullanımını, bireyin farklılıklarını alabildiğine geliştirmeyi programlamıştır. Birey artık evi bile elektronik çöplük yapılmış en büyük  pazardır. Onun pazarına hangi malları alacağı ise iradesine bağlı değildir. Küresel kapitalizme fikri ve bedeni emeğini satan bireyler, aldıkları ücreti artırmak için alabildiğine ve acımasızca birbirleriyle yarışmaktadır. İradesi dışı oluşan sınır tanımaz gereksinmelere ulaşmaya çalışmakta, yaygınlaştırılmış faiz, döviz, yatırım fonları gibi gelir getirici araçlarla nemalanmakta, artan gelirini de tekrar tekrar tüketerek tüketim çılgınlığına mahkum edilmektedir. Küresel  ekonomi pazar haline getirdiği çağdaş insanı, tüketim çılgınlığı içinde MEGA marketlerde çoluğu çocuğuyla koşturmayı özgürlük sanan  modern köleler  yapmıştır.

Küresel kapitalizm bu acımasız sömürüyü, eğitim, bilgilendirme ve iletişimde kurduğu egemenlikle gizleyerek tarihin en sinsi, en acımasız, en kanlı yönetimini  “özgürlük, demokrasi, insan hakları, farklılıklar” gibi insanlığın en kutsal kavramlarını kullanarak uygulamaktadır.

META ÜRETİMİNDE HİZMETİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Modern üretim;  üretim aracı, sermaye, emek, teknoloji işbirliği ile meta-ürün-mal üretmektedir. Bu üretimin sonuçları da pazara sunulmaktadır.  Burada daha öncede belirttiğimiz gibi üzerinde durmadığımız konuları ele alacağız. Emek, fikri ve bedeni emek olarak düşünülmelidir. Kafa ve kol emeği olarak da ele alınmıştır. Bedeni emek işgücünün bedenen kullanımının ifadesidir, aynı zamanda üretim aracı ile doğrudan ilişkilidir.

Fikri emek ise düşünce üretimidir. Üretilen düşünce sözlü ya da yazılı olarak üretim sürecine fikri emek sahibince sokulur.

Mimar, soyutlama ve tasarım yaparak pazara sunulacak ürünün genel halini belirler. Mühendis, mimarın belirlediği sınırlara genelde bağlı kalarak ürünün hesaplamalarını yapar, üretim aracında ürünün nasıl ortaya çıkacağının hesaplarını uygulayıcı olan bedeni emek kullananlara sunar.

Sorun şudur. Bedeni emeği kullanan, ürünü, mal ya da hizmeti ortaya çıkarırken o ürünün pazardaki sonuçlarını düşünmez, düşünmek de görevi değildir. Düşüncesi kullandığı beden uzuvlarının ve üretim aracının doğru, zamanında, yerinde kullanmaya yöneliktir.  Verimli çalışma bunu gerektirir. Böylece bedeni emek  işlenen ürüne, mal ya da hizmete geçer, onu hammadde olmaktan çıkarır, mal-meta-ürün olarak  pazara satılmaya hazır hale getirir. Bu malın pazarda kazanacağı ya da kaybedeceği değer üzerinde  bedeni emeğin ilgisi bu kadardır.

Ancak, mimar ve mühendisin fikri emeği, kafa gücü ise çok daha farklıdır. Üretim sürecine giren her malda fikri emeğin de tıpkı bedeni emek gibi yansıması, soğurması, içermesi yani billurlaşması gerekir. Basit meta üretimi yapan bir cam fabrikası işçileri, kendilerine mimar ya da mühendisler tarafından sunulan biçim ve ölçülerde cam ürünlerini, örneğin bardağı üretirler. Fikri emek, yenilikleri üretim sürecine sokmaz ise, cam fabrikasının işçileri aynı incelikte, aynı ağırlıkta, aynı biçimde bardakları seri üretim halinde pazara sunulacak hale getirirler.

Mimar ve mühendisler, üretim sürecine fikri emeklerini sürekli yenileyerek sokmak zorunda olmalıdırlar. Onlar bedeni emek gibi hep aynı işi yapmamalıdırlar. Aynı işi yaparak, yani yeni  soyutlamaların ürünü tasarımlar, bu tasarımların ürünü çizimler, bu çizimleri üretilecek noktada hesaplamalar yapmadan, aynı şeyleri sürekli sunarlarsa, fikri emekleri metaya geçmez. Metaya geçmeyen fikri emeklerinin karşılığını sürekli alarak pazarda yeni ürünler karşısında kendi ürünlerinin rekabet gücünün nicelik ve nitelik olarak azalmasına, giderek, pazardaki paylarının azalması sonucu da üretimin durmasına neden olan faktörlerden birisi haline gelirler.

Kapitalizm bu konuda hiçbir zaman ödün vermemiştir. Üretim sürecine hep aynı işi yaparak katılan mimar ve mühendislere kapitalist üretimde yer yoktur. Küresel kapitalizm ise,  fikri üretimin sürece yenilikler sokmasına, tasarım, soyutlama, hesaplama süreçlerinde mimar ve mühendis çalışmalarının pazara sürülecek ürüne yenilikler getirmesine olağanüstü önem vermiştir. Günümüzde küresel kapitalizmin fikri emeği istihdam edeceği elemanlarda aradığı ayrıntılı özgeçmiş, bilgi ve beceri dökümünün nedeni budur.  Üretim sürecinde de ücretlendirmede bu tutum daha çok öne çıkmaktadır. Ürünün daha fazla birey tarafından kullanılmasından başka bir amacı olmayan küresel sermayedarlar, astronomik rakamlarla istihdam ettikleri fikri emek üreticisi mimar ve mühendislerde fizik, diploma, çok dil sahibi olmak kriterleri kadar pazara tüketiciyi çıldırtacak denli yeni mal ve hizmet ürünü sunacak yenilikleri yapma yeteneğini bunun için aramaktadır.

Hep aynı fikri emeği yıllarca sunarak üretim sürecinin içinde yer alan mimar ve mühendislerin küresel kapitalizmin zaferindeki dolaylı rollerini yadsımamak gerekir. Birçok diğer etmenler yanında bu rol devletin mülkiyetindeki fabrikalardan çıkan ürünlerle, özel mülkiyetin çıkardığı ürünler arasındaki ikincisinin lehine olan farklılığı anlamamızı sağlayacaktır. Sürecinde bulunduğu üretimin ürününde düşüncesine ait izler bulamayan mimar ve mühendisler bu açıdan kendilerini sorgulamalıdır. Mimar ve mühendis örgütlenmelerinin bu hayati konuda ayrıntılı araştırma yapması gerekir.

Atila Sarp