EKONOMİMİZ NASIL BİR SEYİR ÇİZGİSİ TAKİP EDİYOR?

Turgut ÖZBAY, Kasım 2006

 

         Türkiye Devleti’nin ekonomisinin IMF ve Dünya Bankası tarafından yönlendirildiği ve yönetildiği bilinen bir  gerçektir.Bu yazıdan amaç da Bugün Türkiye Devleti’ni , devletimizi yöneten siyasi kadroları tenkit etmek başarısız göstermek değildir.Uygulanan ekonomik program sebebiyle ekonomimizin nasıl bir  seyir çizgisi takip ettiğini göstermektedir. Çünkü,

 

         İktidarın sözcüleri , dıştan yapılan telkin ve tavsiyeleri koşulsuz olarak kabul etmenin karşılığı olarak iktidarın dış  destekçileri , yazılı ve görsel başında köşe başlarını tutmuş ‘’ Sözde aydınlar – beyinleri devşirilmiş batı borazanları , televole iktisatçıları , emperyalist batılı devletlerin  çeşitli kurum ve fonlarından beslenen

‘’sözde bilim adamları, ‘’ sivil toplum kuruluşu denilen dernek ve vakıf yöneticileri tarafından uygulanan politikaların iyi politika olduğu , ekonomimizin  iyiye  gittiği ifade edilmektedir. Acaba gerçek durum nedir?

 

         Bu sorunun cevabını 2 Kasım 2005 tarih ve 25984 sayılı mükerrer  Resim Gazete’de yayımlanan 2006 Yılı Programı’nda ve Hazine Müsteşarlığı internet sitesinde verilen iktisadi göstergeleri inceleyerek buluyoruz.

 

1.      Türkiye’nin Nüfusu

2002                    2003                 2004                 2005              2006 (Nisan) 

 

69.302.000         70.231.000        71.152.000        72.065.000     72.974.000

 

Devletimizin nüfusu yılda  ortalama 750 bin kişi artmaktadır.

 

2.      Türkiye ‘nin  Borçları

2.1.           İç borç

                          Yıl içi artan  ( milyon YTL )            Yıl borcu  ( milyon dolar )

 

2002                               27.712                                           91.250

2003                               44.517                                          138.577

2004                               30.096                                          170.099

2005                               20.229                                          180.074

İç borçlarımız 2002-2005 yılları arasında 89 milyar dolar ,% 64 oranında artmıştır.

 

2.2.           Dış borç

                                 Yıl içi artan  ( milyon YTL )            Yıl borcu  ( milyon dolar )

        

         2002                              16.786                                       130.420

         2003                              15.413                                       145.853

         2004                              16.067                                       161.900

         2005                                3.369                                       165.269

 

          Dış borçlarımız 2002-2005 yıllar arasında 34.8 milyar dolar, % 26.9 oranında artmıştır.

 

         İç ve dış borçlarımız ise 2002-2005 yılları arasında toplam 123.8 milyar dolar, % 35.6 oranında artmıştır. 2006 yılı borçlanma gereği ise 13.2 milyar YTL’dir.

          Devletimizin gelirleri borç ödemek için ayrılmaktadır, yetmedi, cumhuriyetin mal birikimi olan  Kamu İktisadi Teşekkülleri satılmaktadır. Bu uygulamalara rağmen borçlarımızın vadesi gelen ana para taksitlerini değil , vadesi gelen  faiz taksitlerini değil, faiz taksitlerinin bir kısmını ödüyoruz.

          Bir ekonomik program düşününüz ki , bu programın uygulandığı süreçte borçlarımız azalmıyor, artıyor.Bu program doğru bir program değildir.

 

          3.Milli Gelir_ Fert Başına Milli Gelir (Cari Fiyatlarla )

                                  GSMH (Milyar dolar )                  Fert Başına GSMH (dolar)

          2002                            182.8                                              2.638

          2003                             238.5                                             3.396

          2004                             301.6                                             4.240

          2005                             357.7                                             4.964

 

          Devletimizin GSMH’si ve Fert Başına GSMH ‘sının 2002-2005 yılları arasında % 96 ve % 88 oranlarında arttığı görülmektedir. Milli Gelir ve Fert Başına  GSMH ‘nın  belirlenen oranlarda  artmasına  karşılık  çalışanların, emeklilerin ,küçük esnafın ve köylülerinin gelirlerinin niçin  artmadığı sorusunu bir kenara bırakalım.

 

         2002 yılında her Türk vatandaşı  3.188 dolar borçlu iken , 2005 yılında her Türk vatandaşının 4.728 dolar borçlu bir hale geldiği görülmektedir. 2002-2005 yılları arasında her Türk vatandaşının borcunun  1.540 dolar , % 58.4 oranında arttığı görülmektedir. Dikkat çekici olan bu husus  Türk milletinin gözünden kaçırılmaktadır.

 

         Diğer bir çarpıcı durum orta iklim kuşağında bulunan  776.800 km2 alanı olan Türkiye Devleti’nin  topraklarının % 32.5 tarım arazisi, % 13.5 ‘i orman alanı, % 37’si çayır ve otlaklar ve ürün vermeyen yerler % 17 ‘ dir. Dünyada ender  bulunan ekolojik şartlara ve yeterli tarım alanına sahiptir.Bu uygun şartlara karşılık 2005 yılında milli gelir  içinde tarım  sektörünün payı  % 11.2 ‘dir. Tarım sektörünün  milli içinde böyle küçük bir paya sahip olması çöl veya kutup  bölgesinde bulunan bir ülkede görülebilir.

 

          4.İşsizlik Oranı_Bütçeden Yatırımlara Ayrılan Pay

          4.1. İşsizlik oranı

                                                       2002            2003               2004        

          İşsizlik oranı                         % 10.3         % 10.5            % 10.3

          Genç Nüfusta İşsizlik Oranı % 19.2          % 20.5           %  19.7

 

           Türkiye’de İşsizlik sorunu sürmektedir. Genç nüfusta işsizlik oranı ise her yıl artarak devam etmektedir.

 

          4.2. Bütçe Giderleri İçinde Yatırma Ayrılan Pay

 

          2002                  2003                 2004               2005

          % 11                  % 8.9                % 7.2              % 8.5

 

          Bütçe giderleri içinde yatırımlara ayrılan  pay  sürekli olarak azalmaktadır. Bu uygulamaların iki sebebi vardır.  Birincisi IMF ‘nin bütçede faiz dışı uygulanması dayatmasıdır.Borç ödemeye öncelik verilmesidir. İkincisi ise iktidarın ülkeyi denk değilse bile en düşük bütçe açığı ile yönetiyoruz propagandası yapmak istemesidir.

 

          5. Dış Ticaret

          Türkiye Devleti’ni , devletimizi yöneten siyasilerin dış ticaret konusunda sürekli olarak dile getirdikleri husus ihracatı artırdık demeleridir. Dış ticaret konusunda ihracat tek başına bir anlam taşımaz. Yapılması gereken ihracat ve ithalat miktarlarının birlikte verilmesidir. Ve önemli olan , ihracatın ithalatı karşılama oranıdır.

                                                2002          2003            2004               2005

 

İthalat                                       50.6           69.3             97.5                115

İhracat                                      35.08         47.3             63.1                  72

Fark                                        -15.82        -22.10          -34.4                 -43

% ih./ith.Karşılama Oranı          % 70        % 68           % 64.9             % 62.6

 

Çizelgeden görüldüğü gibi Türkiye’nin ithalatı ihracatından daha çok artmaktadır.İhracatın ithalatı karşılama  oranı her geçen gün azalmaktadır.  Türkiye  Devleti ithalat cenneti olan bir ülke haline gelmiştir.Türkiye  sürekli olarak dış  ticaret açığı vermektedir. 2002-2005 yılları arasında verilen dış ticaret açığının toplamı 115.2 milyar dolardır. Ayranca ithalat içinde tüketim mallarının oranı her yıl artarak devam etmektedir. 2005 yılı için bu oran % 11.2 ‘dir.

 

          Dünyada dış ticaret açısından baktığımızda da Türkiye Devleti’nin İhracatı , dünya toplam ihracatında  % 0.72 paya sahip iken , ithalatı ise % 11.3 paya sahiptir.

 

          İthalatı sürekli olarak ihracatından daha fazla artan ve dış ticaretini dolar birimi üzerinden yapan bir ülkede dolar değerinin dengede tutulması da  mümkün

değildir.Bir vakitte dolar değerinde patlama olması da  kaçınılmazdır.

 

          SONUÇ

 

          IMF  ölçütlerine göre bir  ülkenin borç  göstergesi Toplam Borç / GSMH oranı >  % 50 ve Toplam Borç / İhracat oranı > 275 ise  o ülke çok borçlu bir ülke sayılır.Türkiye  Devleti için oranlar , 2005 yılı için :

           Toplam Borç / GSMH  = 345 / 357  = % 96.6 ‘ dır.

           Toplam Borç / İhracat = 345 / 72  = % 479 ‘ dur.

            IMF  ölçütlerine göre  Türkiye Devleti çok borçlu bir devlettir.

          Türkiye Devleti, Gümrük Birliği Antlaşması’ nı imzalayarak , ekonomisinin  yönetimini IMF ve Dünya Bankası’na teslim ederek egemenlik haklarının birisinden , devletin  ticareti ve ekonomiyi tanzim yetkisinden vazgeçmiştir.

 

          Bir taraftan özelleştirme yapmak, küresel düzene uymak kavramları altında cumhuriyetle beraber millileştirilen  yanlarına yenileri eklenen cumhuriyetin mal birikimi  olan Kamu İktisadi Teşekküleri satılmaktadır. Devletimizin geleceği satılmaktadır.Devletçiliği tasfiye ediyoruz kavramı altında devletimiz tasfiye edilmektedir.

 

          Bazı , özelleştirme işlemine karşı açılan davalarda  Türk Mahkemelerinin verdiği iptal kararları uygulamaya konulmamaktadır. Böylece Anayasal suç işlenmektedir.

 

          Özel girişimciliğin gelişmesi amacıyla devlet tarafından kredi ve teşvik  verilerek kurdurulan  özel sektör tesisleri de yabancılara satılmaktadır.

 

          Diğer  taraftan iç ve dış borçlarımız , dış ticaret açığımız  sürekli olarak artmaktadır.İstihdam sorunu , işsizlik sorunu orta iken bütçeden yatırımlara  ayrılan pay azalmaktadır.

 

          Türk Milleti üstü örtülü olarak fakirleştirilme sürecine sokulmuştur.

 

          Biz Lozan Barış Antlaşması ile , buna ek olan Ticaret Sözleşmesini niçin imzalamıştık ? Kapitülasyonları  niçin  kaldırmıştık ? Yabancıların elinde olan tesisleri  niçin  millileştirmiş idik  Devlet Planlaması Teşkilatını niçin kurmuştur?

Planlı ekonomiden  niçin vazgeçtik? Türkiye’de 2004 yılında 7 aile dolar milyarderi iken bu sayı 2005 yılında 21’ e çıkmıştır. 2005 yılında özelleştirilen tesislerin toplam satış bedeli 4.052 milyar dolardır. Sahi bu dolar milyarderleri satılan bu tesisleri niçin almazlar da yabancıların satın almasına müsaade ederler?

 

          Bu soruların cevaplarının verilmesi gerekir.Peki , kim veya kimler vermelidir.

   Turgut ÖZBAY