TÜRK GENEL DEVRİMİ YOLUNDA TANIDIKLARIM
DURSUN AKÇAM
Atila Sarp, 17 Ekim 2010
Dursun Akçam 68 kuşağının en çok değer verdiği öğretmenlerdendi. Öğretmen Dünyası'ndaki bir yazımda bizim kuşağın esas acısı, kendisini yetiştiren öğretmenlere iktidarların yaptığı baskıya şahit olması olduğunu yazmıştım.
Dursun Akçam, öğrencilerine doğruları söylemekle kalmıyordu. Söylediği doğruları ve yaşadıklarını olduğu gibi kağıda döküyordu. Toplantılarda söylüyordu. Doğmuş olduğu dağlık Ardahan’ın köy gerçekliği, köylü ailesinin yaşantısı, geri üretim tarzının günlük yaşamdaki yansıması Dursun Akçam’ın kaleminden “realist”çe okurlarına ulaşıyordu.Bu da yetmiyordu. Türkiye Öğretmenler Sendikası başta olmak üzere bütün öğretmen örgütlülüğünde yer alıyordu. 68’lilerin “Dursun Akçam Ağabey”i olmak demek, emperyalizme karşı, Mustafa Kemal’in Tam Bağımsızlığı yolunda yürümek, ABD Emperyalizmine ve yerli ortaklarına karşı çıkmak demekti. 12 Mart’ın cezaevlerinde buluşmaktı. 78’lilerin “Dursun Amca”sı olmak o karanlık iç savaş gidişinde emekçilerin altta kalmaması için uğraş demekti. Ardından sürgün yılları gelecekti.
Dursun Akçam’ı yerel ve evrensel konularda düşünen, yazan, ödüller alan “aydın” düzeyine, her biri ayrı bir cevher dört evladını aynı dünya görüşü ile yetiştirten “gerçek eğitimciliğe” ulaştıran Köy Enstitüleri uygulamasıdır. On bir yaşında duyduğu bir haberle koşarak kapısından girdiği Köy Enstitüsüne başvurusuna ”Sevgili Oğlum Dursun, Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e yazdığın mektubu aldım. Direnişini yürekten kutlarım. 23 Şubat ilkokulundan alacağın diploma ile Cilavuz Köy Enstitüsü direktörü Halit Ağanoğlu’na başvurursan dileğin yerine getirilecektir. Başarılar diler, gözlerinden öperim. İsmail Hakkı TONGUÇ, İlköğretim Genel Müdürü” yanıtı gelerek uygulama başlamıştır. Eğitim-üretim iç içeliğidir bu uygulama.
“On
üç doğum yapıp, altısını yaşatabilmiş, Rus ordusundan, Ermeni çetelerinden kar
altındaki dağlarda yalın ayak kaçarken, sırtındaki heybede bebeklerini taşımış
bir köylü ananın çocuğuydu o. Cılavuz Köy Enstitüsünü kurmuş Kuvayı Milliye ve
Anadolu Aydınlanması ışığında, yaşamsal güdülerini, tutkularını müthiş bir
varoluş bilincine dönüştürmüştü. Mücadeleciydi, isyankardı,
2010 yılında medya “Akçam Kardeşler” kavgasını okurlara ulaştırıyor. Dursun Akçam çoktan unutuldu(!). Bu kavganın temeli ise “78”lilerin bir iç hesaplaşma yapmamasından kaynaklanıyor. “78”liler, Türk Genel Devrimi’nin 250 yıllık sürecini anlamaya çalışmıyor. Ülkemizde “Devrim”in, 1971 yılında “silahlı mücadele kararı alan örgütlerce” başladığı, bu nedenle “referans alacakları kişilerin” bu örgütlerin liderleri olduğu yargısı eyleme giriyor, düşünüyor,k uram(!) bu referansla yapılıyor. Böylece ayaklarının yerden kesikliği yalnız kuramlarında değil, uygulamalarında da yansıyor. “12 mart” yaşanmamış gibi “12 Eylül”e koşuyor. Mustafa Kemal’in bugün bile güncel liderliğini kavramadan bir Türkiye Devrimi hayal ediyor. Tarihi bu denkli kavramamak da her birini özenle yetiştiren babalarının kalıtını düşünmeden emperyal odakların medyasında tartışmalar düzenliyor, tartışıyor. Giderek 78'lilerin içinden birçok devrimci(!) kendileri ve kurdukları haber ajansı ve yayın organları, dernek ve vakıf kuruluşları ile emperyal odaklardan destekli bugünkü "islamcı iktidara" akıl hocalığı yapıyor, karanlık uygulamalarını alkışlıyor. Kıbrıs'ta Yunan çıkarlarına, doğuda bölgesel savaş nedenlerine, dünyada 300 milyar dolar savaş tazminatına endeksli "soykırım savının çıkar örgütleri"ne, ABD logolu bombardıman ve bombalama ile milyonlarca Irak yurttaşını öldüren savaş patronlarına moral destek sağlıyor. İç hesaplaşma ve iç kritik yapmayan 78 devrimcikleri, referans aldıkları "68"li ağabeylerinin Marcuse' culuğunu , bugün " Soros"çuluk olarak taklit ediyor.
78 kuşağından “Dursun Akçam”ın ve çocuklarının adı “Mustafa Kemal”i zerre kadar anlamamış, arkadaşları olduğunu söyleyen bir köşe yazarının günlük yazılarında maalesef gelişi güzel kullanılıyor. Üzerine sayfalarca hem de birkaç kez yazı yazdığı Dursun Akçam’ın hangi tarihte öldüğünü unutmuş medyatik bir “78”li ye, yani kendi arkadaşlarına malzeme oluyor. Babaları adına vakıf kuran AKÇAM Kardeşler’in 78’li olarak referanslarındaki yanlışlıktır bugünkü düştükleri durum ve “Dursun Akçam Ağabey”imizin kemiklerini sızlatan medyatik tartışmalarının temeli.
Atila Sarp