DENÝZ GEZMÝÞ BÜYÜK TÜRK DEVRÝMCÝSÝDÝR

Deniz Gezmiþ adý ile etnik milliyetçiliði bir araya getirenler onun Ali El-Verdi’nin karþýsýnda sorguda söylediklerini okumuyorlar. Ulusalodak bu sorguyu tam metin halinde okurlarýna sunuyor. Her 6 Mayýs'da duygusal anmalarýn yerine daha nesnel bir ortamda deðerlendirilmesi ve Büyük Türk Devrimi’nin asýlarak öldürülen bu genç militanýnýn eyleminin nelerden etkilendiðini göstermesi bakýmýndan okurlara sunuyoruz.

Deniz Gezmiþ sorgusunda hesap vermiyor, hesap soruyordu.

“DENÝZ GEZMÝÞ:

Evvelemirde iddianameye karþý diyeceklerim mevcuttur, iddianame kelle istemek için hazýrlanmýþtýr. Yapýlan tahliller yanlýþtýr, hatalýdýr, deðerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnýz biz varlýðýmýzý hiçbir karþýlýk beklemeden esasen Türk halkýna armaðan etmiþ bulunmaktayýz. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz, iddianamede yapýlan deðerlendirmeler baþkana arz ettiðim gibi hatalýdýr. 1908 tarihinden itibaren yapýlan geliþme, isabetsiz tahlillere tabi tutulmuþtur. Giriþ kýsmý muðlaktýr. Açýk deðildir, bunun hangi manaya geldiðini anlayamadým, neyi kastettiði açýk deðildir.

Eðer giriþ kýsmýnda korku, gaflet, kurnazlýk ve ihtiras içinde bulunanlardan bizleri kastediyorsa, bu doðru deðildir. Türkiye'de gaflet, delalet ve hatta hýyanet içinde bulunanlar varsa, bunlar ancak Amerikan Emperyalizmi ile iþ yapan çýkarcýlardýr, iddianame hukuk mantýðýndan ari olarak hazýrlanmýþtýr.

Geliþmiþ ülkelerin gençliði ile az geliþmiþ ülkelerin gençliði terazinin ayný kefesine konmuþtur. Ve kýz-erkek iliþkileri, içki olaylarý, toplum baskýsýndan uzak bir yaþama isteði gibi deðerlendirmeler vardýr. Bunlar doðru deðildir. Bizlerin tek özlemi tahsil sýrasýnda bulunmamýza raðmen Türkiye'nin baðýmsýzlýðýdýr. Biz hiçbir zaman bütün çabamýza raðmen Türkiye'nin baðýmsýzlýðýný temin edemedik. Bugüne kadar da bu özlem içinde kaldýk.

PEÞKEÞ
Ýddianamede bir hususa daha deðinmek istiyorum. 14 Mayýs 1950 tarihi Türkiye'nin döneminde yeni bir olay ve tarihi bir dönüm olarak nitelendiriliyor. Ve aynen þöyle denmektedir. Ulusun tarihinde ilk defa seçimle iktidar deðiþikliði oluyor. Bu tarih bize göre Amerikan Emperyalizminin Türkiye'de seçimle iktidara gelmesidir. Ve iddianame bundan sonraki kýsýmlarýnda bu hususu da belirtmektedir, îkili anlaþmalar kýsmý bundan sonra yer almaktaydý ve bu hususu açýklýða kavuþturmaktadýr. Türkiye'nin madenleri, petrolü 1950 tarihinden sonra Amerikalýlara peþkeþ çekilmiþtir.

Kurtuluþ Savaþý'ný da yerli yerine oturtmak gerekmektedir. Biz 50 sene evvel kurtuluþ savaþý vermiþ bir ülkenin çocuklarý olarak Kurtuluþ Savaþý'nýn gerçek tahlilini yapmaya her zaman muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluþ Savaþý'ný yapmak için Samsun'a çýkanlara Ýstanbul Örfi Ýdaresi'nce ve Mahkemeleri’nce idam cezasý verilmiþtir.
KAÇ GENERAL
Ve yine bilmekteyiz ki Osmanlý Ýmparatorluðu'nun yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluþ Savaþý'na iþtirak etmiþtir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluþ Savaþý yapýldýðý sýrada Ýstanbul'da bulunanlar bunlarý yapanlara eþkýya demiþtir.

Türkiye'nin kurtuluþ ve baðýmsýzlýk savaþýndan ne þekilde baðýmlý hale geldiðini de belirtmek gerekmektedir.

1922-1923 sýralarýnda Lozan müzakereleri sýrasýnda Ýngilizler Türk Delegasyon Baþkaný Ýsmet Ýnönü'ye bu hususu peþin olarak hatýrlatmýþlardýr.

Kurtuluþ Savaþý aydýnlarýn yönetiminde yapýlmýþ savaþtýr. Fakat bu yönetime feodal mütegalibe ve eþraf iþtirak etmiþtir. Bu eþraf ve mütegalibe evvela Ýþ Bankasý'na sýzdý, daha sonra da 1944-1945 yýllarýnda ‘Çiftçiyi Topraklandýrma Kanunu’ hazýrlýklarýnda bu tasarýya kesin cephe aldýlar. Bunlar Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Demokrat Parti'yi kuran kimselerdir. Böylece 1950 tarihine gelindi ve 1950 tarihinde Amerikan emperyalizmi iktidara geldi. Olaylar bundan sonra bildiðimiz gibi geliþti, olaylar cereyan etti, Demokrat iktidar 27 Mayýs 1960'da tarihe gömüldü.

Demokrat Parti gitti, bunun gitmesi ile tellaklar deðiþmedi. Hamam ayný, bu defa yanlýþ oldu, 27 Mayýs'ý kastetmiyorum, bundan sonrasýný kastediyorum. Hamam ayný fakat bu defa da tellaklar deðiþti. Amerika bu dönemde imdada yetiþip, Ýnönü'yü düþürdü. Demirel'i iktidara getirdi.

Öðrenci hareketlerine gelince, iddianamede, Öðrenci hareketlerinin baþlangýç tarihi 1968 olarak belirtilmektedir. Bu tarih yanlýþtýr. Türkiye'de öðrenci olaylarý 50-60 senedir eksik olmamýþtýr. Sultan Hamit'in Týbbiye talebelerini Sarayburnu'ndan denize attýðý tarihten itibaren öðrenci hareketleri Türkiye'de devam edegelmiþtir. 1908'i hazýrlayan hareketler ileriye dönük hareketlerdir. Vagonli'yi* tahrip eden gençler ilerici gençlerdir (ekleme a.s.)

*Vagon-Li Olayý:

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Vagon-Li Þirketi (Yataklý Vagonlar) Osmanlý döneminden beri Türkiye'de demiryollarýný iþleten bir Fransýz þirketiydi. Vagon-Li Olayý 22 Þubat 1933'de þirketin telefonda Türkçe konuþan memuru Naci Bey'e Belçikalý müdür Jannoni, tarafýndan þirkette resmi dilin Fransýzca olduðunu belirterek, 25 kuruþ para cezasý ve 15 gün iþten uzaklaþtýrma cezalarýný vermesiyle patlak verdi. Bu haber dönemin gazetelerine yansýyýnca 25 Þubat 1933 günü aralarýnda Peyami Safa, Cahit Arf gibi tanýnmýþ isimlerin de bulunduðu Darülfunun ve Milli Türk Talebe Birliði öðrencileri, toplanýp þirketin Beyoðlu'nda bulunan þirket bürosu önünde protesto gösterileri yaptýlar, sloganlar attýlar, olaylar büyüdü, daha sonra camlarý kýrarak büroya giren öðrenciler, Mustafa Kemal'in duvarda asýlý olan resmini aldýktan sonra büroyu tahrip ettiler. Ellerinde Mustafa Kemal resmi ve Türk bayraklarýyla Vagon-Li Þirketi'nin Karaköy bürosuna geldiler, ayný þekilde Mustafa Kemal'in resmini duvardan aldýktan sonra büroyu tahrip ettiler ve Ýstanbul Valiliði'nin önüne geldiler, gazete binalarýnýn önünde bir süre daha gösteriyi devam ettirdiler ve ellerindeki Mustafa Kemal resimlerini Halkevleri'ne teslim ettikten sonra daðýldýlar.

Yaþanan olaylar üzerine þirket, Naci Bey'i iþe baþlattý. Ayrýca, Vagon-Li kadrosunun tamamen deðiþtirilmesi ve Türk memurlarýn sayýsýnýn artýrýlmasý gündeme geldi. Azýnlýklarýn ve gayri müslimlerin yoðun olarak yaþadýðý Pera civarýnda birçok yabancý þirket Türkçe isim kullanmaya baþladý ve yeniden "Vatandaþ Türkçe Konuþ" kampanyasý baþlatýldý. Kampanya kýsa sürede geliþti. Vagon-Li ise daha sonra Osmanlý döneminden kalan birçok yabancý þirket gibi devletleþtirildi. Þirket halen Türkiye dýþýnda faaldir.


Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda Faþizme hayýr diyen gençler ilerici gençlerdir. Ve 28 Nisan 1960 tarihinde özgürlük savaþý veren gençlerdir, ilerici gençlerdir. Amerikan Emperyalizmi tarafýndan Ýnönü hükümetten düþürüldüðünde protesto gösterisi yapan gençler ilerici gençlerdir.

Anayasaya baðlýlýk mitingini de bizler yaptýk. O günün mitinginde iktidarýn kiralýk adamlarýndan ve polisinden dayak yiyen de gene bizlerdik. 1968 senesine gelince üniversiteler öðrenciler tarafýndan iþgal edildi, iþgalleri gayet meþru idi ve kürsü aðalarý dahi, bu iþgallerin haklýlýðýný hiçbir zaman inkar edemedi. Ve 1968'de umumi efkar ve herkes öðrenci isteklerinin kabul edileceðini beyan ediyordu, herkes bu kanaatte idi.

Aradan üç sene geçti, bu üç sene içerisinde o zamanki isteklerin tahakkuku istikametinde en ufak bir kýpýrdanma olmadý. Ayný yýlýn Temmuz ayýnda Amerikan filosuna karþý gösteri yapanlardan Vedat Demircioðlu polis tarafýndan hunharca öldürüldü.

Bundan sonra olaylarý sizler de biliyorsunuz, iktidarýn silahlý kuvvetleri yanlýþ oldu. Kiralýk kuvvetleri ve polisi hunharca devrimcilerin üzerine saldýrdý. Yirmiye yakýn devrimci öldürüldü. Bunlarýn hiçbirinin katili bulunamadý. Polis karakollarý iþkencehane yerine getirildi. Hiçbir savcý buna karþý çýkmadý.

BU MEMLEKETTE MUSTAFA KEMAL'E GERÇEKTEN SAHÝP ÇIKANLAR VARSA ONLAR DA BÝZLERÝZ.

Ýddianamede bir gerçek tahrif edilmek isteniyor, bu hususu da belirtmek ve düzeltmek isterim.

Fikir özgürlüðünü ve Anayasayý paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken, onun fikir ve þahsiyetini de küçük görmeye baþladýlar þeklinde ve sadece Mustafa Kemal tarafýný beðeniyorlardý þeklinde bir cümle mevcuttu. Bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum. Diðer yurtseverler de bunu kabul etmez, bu kasten tahrif edilmek isteniyor, gerçekler örtülmek isteniyor. Bu cümle art niyetle hazýrlanmýþtýr. Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çýkanlar varsa onlar da bizleriz. Onun istiklali tam prensibi ve ideali tam yanlýþ zapta geçti, onun istiklali tam Türkiye idealini yalnýzca biz devam ettiriyoruz, iddianamede bizim Anayasayý cebren ilgaya teþebbüs ettiðimiz ileri sürülmektedir.

Öteden beri arzetmiþ olduðum gibi, bu ülkede Anayasayý en fazla savunanlar bizleriz. Anayasayý ihlal edenlerse ortadadýr. Anayasanýn uygulanmasýný isteyen gene bizleriz. Anayasayý uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadýr. Yine o kiþiler bizim kellemizi istemektedirler. Bile bile iddia makamý bizim Anayasayý ilgaya teþebbüs ettiðimizi ileri sürmektedir.

TÜRKÝYE'NÝN BAÐIMSIZLIÐINDAN BAÞKA HÝÇBÝR ÞEY ÝSTEMEDÝK VE HAYATIMIZI BU YOLA KOYDUK, VARLIÐIMIZI TÜRKÝYE HALKINA ARMAÐAN ETTÝK. BUNUN AKSÝNÝ ÝDDÝA EDENLER VATAN HAÝNÝDÝR.

Ýddia makamý bizim vermekte olduðumuz baðýmsýzlýk savaþýna karþýdýr. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýna karþý, reformlara karþýdýr ve bu nedenle bizim Anayasayý ilgaya teþebbüs ettiðimizi ileri sürmektedir. Çünkü Süleyman Demirel hâlâ ortada gezmektedir. Kudreti yetiyorsa Süleyman Demirel hakkýnda ayný þekilde dava açsýn, onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yýkmaya alýþmýþlardýr.

Bizi baðýmsýz bir ülkenin çocuklarý olmaktan mahrum eden hepiniz dahil, sizlersiniz. Çünkü Amerika sizin döneminiz sýrasýnda Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çýkarmadýnýz ve Demokrat Parti iktidarýna 10 yýl ses çýkarmadýnýz, ta ki 38 yurtsever subay ses çýkarana kadar ve onlarý devirene kadar.

Ve bugün ayný savcýlar bu þahýslar hakkýnda da idam kararý istemektedir. Süleyman Demirel'in Anayasayý ihlaline, despotizmine ve ülkeyi Amerika'ya satmasýna ses çýkarýlmadý. Ve meydanlarda bunlara karþý bizler dövüþmek mecburiyetinde kaldýk, bizler kurþunlandýk. Ve sonunda idam isteði ile buraya getirildik, dediðim gibi Türkiye'yi bu hale getiren bütün eski idarecilerin suçu bize yükletilmek istenmektedir.

Türkiye'nin baðýmsýzlýðýndan baþka hiçbir þey istemedik ve hayatýmýzý bu yola koyduk, varlýðýmýzý Türkiye halkýna armaðan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.

12 Mart muhtýrasý muvaffak olmasaydý, bizi itham eden makam onlarý da ayný þekilde itham ederdi, buna da kanaatim tamdýr. 12 Mart muhtýrasý Anayasanýn uygulanmadýðýný iddia etmektedir. Ve Parlamentoyu açýkça suçlamaktadýr. Biz stratejik olarak düþüncelerimizi hiçbir zaman saklamayýz. Hangi þartlar altýnda olursak olalým bunu açýkça söyleriz. Düþüncelerimizi mezara kadar götürürüz. Nasýl burada namlularýn ve dipçiklerin gölgesi altýnda konuþuyorsak, düþüncelerimizi her zaman açýkça ifade ederiz.

Bizim Anayasayý ilgaya teþebbüs gibi bir kastýmýz bulunsaydý bunu da burada açýkça söylemekten çekinmezdik. Meclisi ýskat amacý gütmüþ olsaydýk, bunu da söylerdik, hatta gider meclise de bombayý koyardýk. Böyle bir amacýmýz olsaydý, bunu söylerdik ve yapardýk. Daha evvelce de belirtmiþ olduðum gibi bizim böyle bir amacýmýz yoktur, tek yazýlý belgede, bildiride bu husus açýkça ortaya konmuþtur.

Orada açýkça da anlatýldýðý gibi bizim düþmanlarýmýz Amerikan emperyalizmi ve onun yerli iþbirlikçileridir. Yine bildiride açýkladýðýmýz gibi yerli iþbirlikçiler, hain patronlar yani emperyalizmle iþbirliði yapan patronlar feodal mütegalibe yani bezirganlar, tefeciler, toprak aðalarý ve diðer iþbirlikçileri ve bizim bütün eylemlerimiz bu hedefe yönelmiþ bulunmaktadýr. Bunun dýþýnda baþka bir hedefimiz yoktur. Eylemlerimiz de savcýnýn iddianamesini yalanlamaktadýr.

Kavaklýdere Amerikan Sefareti önünde nöbet bekleyen polis memurlarýný kurþunladýðýmýzý kabul ediyorum. Çünkü onlar her türlü iþkenceyi devrimci gençler üzerinde yapmaktan zevk alýyorlardý.

Olaydan iki gün evvel de iki kiþi ölmüþtü. Nail Karaçam ve Ýlker Mansuroðlu isimli arkadaþlarýmýz öldürülmüþtür. Bunlarýn bir tanesi toplum polisi tarafýndan, birisi sivil polisler tarafýndan öldürülmüþtür.

1920'lerde Ýstanbul'da karakol teþkilatý M. Grubu hangi amaçla Ýngilizlere ve Osmanlý polislerine kurþun sýktýysa biz de o amaçla polislere kurþun sýktýk. Olayý arkadaþým Yusuf Aslan anlattý, burada açýklamak istediðim husus öldürmek kastý yönündedir, öldürmek kastý ile ateþ açmadým. Mesafe çok yakýndý, iki metre kadar vardý, isteseydik bunlarý rahatça öldürebilirdik, ayaklarýna ve kollarýna ateþ ettik, çok yakýn mesafeden ateþ ettik. Olayda herhangi bir tanýk olmadýðý halde bunu açýkça ikrar ettik.

Biz Türkiye Ýþ Bankasý Emek Þubesi'ndeki 124 bin liraya el koyduk, bunu da kendi þahsýmýz için almadýk, fakat kendi þahsý ve kardeþleri için 30 milyon lira çalanlar hâlâ ellerini kollarýný sallayarak ortada dolaþmaktadýr.

Ýþ Bankasý'nýn mekanizmasýný izah etmek istiyorum, Ýþ Bankasý bilindiði gibi her sene küçük cep defterleri daðýtýr. Bu cep defterlerinin arka sayfasý açýldýðýnda, görülecektir ki, Ýþ Bankasý Türkiye'de yabancý sermaye ile iþ yapan, iþbirliði halinde bulunan en büyük müessesedir. Nerede Türkiye halkýný sömüren, halkýn zararýna çalýþan bir müessese varsa bunun altýnda muhakkak Ýþ Bankasý bulunmaktadýr. Ve Ýþ Bankasý'nýn bu marifetleri yeni deðildir, ileri tarihlere uzanmaktadýr. Demokrat Parti'yi de iktidara getiren Ýþ Bankasý'dýr.

1936 tarihlerinde Ýsmet Ýnönü Meclis koridorlarýnda hazineyi Ýþ Bankasý'na soydurmayacaðýz diye baðýrmýþtý.

Birinci Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda Kuvayý Milliye’ciler Ýzmir Valisi Rahmi Bey'in oðlunu kaçýrýp 50 bin altýn almýþlardýr ve civardaki paralara el koymuþlardýr. Biz de bunu yapmakla en az onlar kadar haklýyýz. Tarih evvelce bunu yapanlarý nasýl temize çýkarmýþsa bizi de temize çýkaracaktýr. Buna da inanýyoruz.

SÝLAHLARIMIZI VATAN HAÝNLERÝNE KARÞI ÇEVÝRÝRÝZ

Ýddianamede geçen ve bana affedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahýmý halka ve orduya karþý kullanmadým, ancak vatan hainlerine karþý kullanmak maksadýyla taþýdým ve halka ve orduya karþý kullanýrým, þeklinde beyanda bulunmadým. Silahlarýmýzý vatan hainlerine karþý çeviririz, bunlarýn da kimler olduðunu baþlangýçta arzettim. Polisteki ve Cumhuriyet Savcýlýðý'ndaki ifadelerimi kabul etmiyorum, Askeri Savcýya da ifade vermemiþtim.

Ýddianamede Marksist-Leninist düzen kurmak istediðimiz iddialarý yer almaktadýr. Bunlara da deðinmek istiyorum. Bu iddiayý Marksizmin ve Leninizmin cahili olan kimseler ortaya atabilir. Marksizm ve Leninizm her þeyden evvel bir dünya görüþüdür ve bir metoddur. Ve gerçeðe varmak için Leninist metod içinde bulunduðu þartlarý tahlil eder deðerlendirir, o þartlara göre deðerlendirme yapar. Durum böyle iken Marksist-Leninist düzen kurulacaðý ve kuracaðýmýz iddiasý bunun iyi bilinmemesinden doðmaktadýr.

Profesyonel devrimci olmak bir suç unsuru olarak ileri sürülmektedir. Bu da bir cehalet örneðidir. Bu konularýn bilinmemesinden ileri gelmektedir. Profesyonel devrimci bugünün Türkiye'sinde kendini hayatý boyunca Türkiye'nin baðýmsýzlýðýna adayan kimsedir. Birinci suçumuz iddia makamýna göre hayatýmýzý boþu boþuna Türkiye'nin baðýmsýzlýðýna adamýþ olmamýzdýr, ikincisi Dev-Genç üyesi olmakla suçlanýyorum, aramýzda Dev-Genç üyesi olmayan arkadaþlar da mevcuttur. Dev-Genç üyeliði bir suç deðildir. Dev-Genç Sýkýyönetime kadar faaliyette bulunmuþ legal bir örgüttür. Kanunen faaliyeti tahdit edilmemiþ ve yasaklanmamýþtýr.

MÝSAK-I MÝLLÝ SINIRLARI ÝÇÝNDE ÝKÝ KARDEÞ KAVÝM YAÞAR. TÜRK VE KÜRT KAVMÝ YAÞAMAKTADIR.

Ayrýca iddianamede Türkiye halkýnýn bir takým etnik gruplardan teþekkül ettiði iddialarý ve bunu bizim yaptýðýmýz, ortaya attýðýmýz ithamlarý mevcut bulunmaktadýr.

Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararýnda ve Misak-ý Milli'de þu vardýr, Misak-ý Milli sýnýrlarý içinde iki kardeþ kavim yaþar. Türk ve Kürt kavmi yaþamaktadýr. Birinci Büyük Millet Meclisi'nin kararý böyledir. Türkiye'de iki kardeþ kavmin ve unsurun yaþadýðýný kabul etmektedir.

Bunu kabul etmek bölücülük deðildir. Bölücülük olarak kabul edildiði takdirde Birinci Türkiye Millet Meclisi ve Mustafa Kemal'i de bölücü olarak kabul etmek gerekir. Bu iki kardeþ unsur Birinci Kurtuluþ Savaþý'ný müþtereken baþarmýþlardýr. Güney cephesinde düþmanla omuz omuza savaþmýþlardýr. Bu ikisine birden biz Türkiye halký diyoruz ve bu iki kardeþ unsur ikinci baðýmsýzlýk savaþýný da müþtereken baþaracaklardýr.

Asýl bölücüler bu gerçeði kabul etmeyenlerdir. 101 tane Amerikan üssünün bulunduðu ülkede, bizim milli bütünlüðü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadýr.

24 YAÞINDAYKEN KENDÝMÝ TÜRKÝYE'NÝN BAÐIMSIZLIÐINA ARMAÐAN ETMEKTEN ONUR DUYUYORUM. BAÐIMSIZLIK DÜÞÜNCESÝNÝ MEZARA KADAR GÖTÜRECEÐÝZ.

Ayrýca memleketin huzurunu bizim bozduðumuz iddia ediliyor. Memleketin huzurunu kimlerin bozduðu ortadadýr. Ve kimler 30 milyon çalmýþtýr?

Kimler Devlet hazinesini kardeþlerine peþkeþ çekmiþtir? Memleketin madenlerini peþkeþ çekmiþtir, Anayasayý uygulamamýþtýr? Bunlar ortada iken, bilinirken bunlardan bahsedilmeyip, memleketin huzurunu bozduðumuz iddialarý deðersiz ve mesnetsizdir. Bizim kiþi güvenliðini, mülkiyet-hakkýný, egemenlik ilkelerini, milli bütünlüðü bozmak için harekete geçtiðimiz iddialarý vardýr. Kiþi güvenliðini ihlal edenler kimlerdir? Bunu evvela tespit etmemiz gerekir.

Karakollarda iþkence gören bizler olduk, meydanlarda kurþunlanan gene bizler olduk. Bakanlarýn emri ile hapishanelere atýlan bizler olduk. Buna raðmen kiþi güvenliðini bozan olmakla itham ediliyoruz, yukarýda anlatýlanlar, asýl kiþi güvenliðini bozanlar ise serbestçe meydanlarda dolaþmaktadýr.

Mülkiyet hakkýný ortadan kaldýracaðýmýz iddia ediliyor. Bizatihi Anayasa mülkiyet hakkým toplum yararýna kýsýtlamýþtýr. Mutlak mülkiyet hakký tanýmamýþtýr. Elli köye sahip bir toprak aðasýný Anayasamýz kabul etmemiþtir. Egemenlik ilkelerine karþý çýkmakla itham edilmekteyiz. Asýl egemenlik ilkelerine karþý çýkanlar halkýn sýrtýndan geçinenlerdir.

Ayrýca milli bütünlüðe karþý çýkmakla da suçlanýyoruz. 101 tane Amerikan üssünün bulunduðu ülkede, bizim milli bütünlüðü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadýr.

35 milyon metrekare vatan topraðý iþgal altýnda iken bizim milli bütünlüðü bozmakla suçlanmamýz gülünçtür. Mustafa Kemal sað olsaydý bugün çok þaþýrýrdý, iddianame baþtan beri arzettiðim gibi sýrf kelle istemek maksadýyla hazýrlanmýþtýr. Þeklen de hukuk mantýðýndan mahrumdur. Hukuki kýymetten ve deðerden mahrumdur. 21 yýlýn hesabýný 21 gençten sormak maksadýyla ve suçlularýn telaþý içerisinde hazýrlanmýþ bir iddianamedir.

Ben þunu iddia ediyorum ki hareketimiz tamamen Anayasal bir harekettir. Anayasanýn baþlangýç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karþý direnme hakkýný kullandýk. Bu sebeple Anayasal bir davranýþta bulunduk.

Yaptýklarýmýzýn haklý olduðuna inanýyorum. Halen de bu inancý taþýyorum.

Türkiye'nin baðýmsýzlýðýndan baþka bir þey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve iþbirlikçilerine karþý mücadele verdik. Bundan dolayý ölümden korkmuyoruz. Onu ancak iþbirlikçiler düþünsün ve ancak onlar kendi canýnýn telaþýna düþsün ve ben 24 yaþýndayken kendimi Türkiye'nin baðýmsýzlýðýna armaðan etmekten onur duyuyorum. Baðýmsýzlýk düþüncesini mezara kadar götüreceðiz,”

(1971- Deniz Gezmiþ SORGU)

ulusalodak