Atila Sarp, Nisan 2007
27 Mart 2007 Dünya Tiyatro Günü. 1957 yılında, Beşinci Tiyatro’da seyrettiğim oyunları anımsadım. Sırça Kümes ve Küçük Dünyamızı Ziyaret.
Türk tiyatro tarihinde bir devrim sayılacak “Beşinci Tiyatro” üzerine örtülen kalın sis perdesinden sızan ışıkların çoğalması için çaba harcanmalıdır. Osmanlı’da ve Cumhuriyet döneminde “tiyatro” ile “iktidar” ilişkisi, üzerine yapılabilecek akademik çalışma, toplumsal dokumuzun hiç ele alınmamış bir yönünün de incelenmesi demektir. Tarih boyunca, gerek Osmanlı’nın, gerek “Cumhuriyet” dönemindeki gerici iktidarların, baskı kurduğu aydınlarımız için, “tiyatro” çatısı, yaşam alanı olmuştur.
Demokrat Parti iktidarının demokrasi değerlerinden diktatörlük değer ve uygulamalarına geçtiği 1957 yılında “Beşinci Tiyatro”, 1961 milli demokratik, devrimci Türk Anayasasına karşı çıkışların yoğunlaştığı 1963 yılında “Ankara Sanat Tiyatrosu” nun ortaya çıkması rastlantı değildir. Ankara Sanat Tiyatrosu’nu anlatan Türk Tiyatro Tarihi’nin BEŞİNCİ TİYATRO’YU yok sayması ilginçtir.
Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Başkent Ankara’da sırasıyla şu tiyatroları kurmuştur.
1. Büyük Tiyatro: 1949 yılında, eskiden Sergi Evi olarak kullanılan yerde 740 kişilik salonuyla seyircilere sahnesini açmıştır.
2. Küçük Tiyatro: 1949 yılı sonunda, Evkaf Apartmanı alt katında 603 kişilik salonuyla çalışmalara başlamıştır.
3. Üçüncü Tiyatro: 1956 yılında Türkocağı binası alt kata 588 kişilik salonuyla seyircilerine sahnesini açmıştır. Bölge Tiyatrolarına geçişin de ilk örneğidir.
4. Oda Tiyatrosu: 1956 yılında Küçük Tiyatro ile aynı binada 65 kişilik salonuyla çalışmalarına başlamıştır.
5. Beşinci Tiyatro 1957 yılında Tuna Caddesi No 3’de 200 kişilik salonuyla çalışmalarına başlayan Ankara’nın kendi salonu olan gerçek anlamda ilk özel sanat tiyatrosudur.
“Beşinci Tiyatro
Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi, Devlet Tiyatrosu Umum Müdürlüğü adı ile kanunlaşalı sekiz sene oldu. Türk Tiyatrosuna batı anlamında gerçek bir tiyatro olarak, ruh oluşu ise daha da eskidir. 1 Kasım 1924 te tedrisata başlıyan Musiki Muallim Mektebinin içinde bir Konservatuar ve Temsil Akademisinin kurulacağının Büyük Atatürk tarafından müjdelenmesi 1936 yılına tesadüf eder. Aynı yılın 5 Ekim’inde Temsil Akademisi’ne ilk öğrenci alınmış, kısa bir zaman içinde de bugünkü Devlet Konservatuarının nüvesi ortaya çıkmıştır. Konservatuar, kişiliğini Opera ve Tiyatro bölümlerinin faaliyete başlaması ile asıl o yılın sonunda kazanmıştır. Hele aynı yıl bu bölümlerin başına uzman olarak ünlü tiyatro adamı Prof. Karl Ebert’in getirilişi, Konservatuarımız ve Türk Tiyatrosu için çok mutlu bir olay olmuştur.
Bu yeni çığırı yaratmak da, devlet adamı, maarifçi, hoca, san’atkar ve uzman olarak önayak olup hizmet eden bütün kişileri minnetle yadetmek sadece kadirşinaslık değil bir vatan borcudur. Güzel Sanatlar alanında muasır medeniyetlerle boy ölçüşebildiğimiz nispette vatanın yükseleceğine inananlar böyle düşünmektedirler.
Bizde, hemen her alanda batılaşma yolunda sarfedilen emekler irticaın kalkan kazanıyla darbelenmiştir. Belkide bu bakımdan tiyatromuzda başlayan Garp’lılaşma hareketine karşı ayaklanış, direniş yadırganmamıştır. Fakat önceleri önem verilmeyen, daha doğrusu küçümsenen bu olay sonraları ciddi bir tehlike halini almıştır. Alaylı-mektepli mücadelesi şeklinde sürüp gelen bu çekişmenin hala devamedegelmesi ve çatışmada zaman zaman alaylı zihniyetin galebe çalar görünmesi tehlikenin büyüklüğü hakkında bir fikir verebilir.
“Beşinci Tiyatro” Beşinci Tiyatro olmadan önce Devlet Tiyatrosu camiası içinde var gücü ile bu alaylı zihniyetle savaşmıştır. Bu savaş ise onun serbest bir Tiyatro olarak teşekkülünün amili olmuştur.
Böylece “Beşinci Tiyatro”nun çalışma amacının ne olacağı kolayca tahmin edilebilir.
OĞUZ BORA (5 Cİ TİYATRO AYLIK TİYATRO DERGİSİ Sayı: 1 sayfa, 5 – Aralık 1957)”
“.....- Beşinci Tiyatro’yu kurmak fikri sizde neden doğdu?
- Eskidenberi kendi san’at görüş ve anlayışımla yürütebileceğim müstakil bir tiyatro kurmak arzusundaydım. Bugüne kadar teşebbüse geçmeyişimin başlıca amili mensubu olduğum ve uğrunda büyük fedakarlıklara katlandığım Devlet Tiyatrosunun san’at durumu ile yetinmemdir. Son yıllarda ise maalesef Devlet Tiyatrosu, eski kollektif san’at anlayışından uzaklaştı. Bunun yerine tiyatroda star “yıldız” zihniyeti yerleşti. Artık oyunun bütünü değil, falan artistin ve aktristin başarısı ön plana alındı. Sahneye konuşta, oynayışta statik bir nizam teşekkül etti. Bütün bunlar benim tiyatro anlayışıma aykırı olduğu için, “tabii bunun yanında birçok tali faktörler de rol oynamıştır.” Devlet Tiyatrosundan istifa ederek “Beşinci Tiyatro”yu kurmak ihtiyacını hissettim. ... (5 Cİ TİYATRO AYLIK TİYATRO DERGİSİ Sayı: 1 sayfa, 7 – Aralık 1957)”
1957 yılında Can Yücel’in çevirisi Tennessee WILLIAMS’ın SIRÇA KÜMES adlı (Baykal Saran, İlkay Saran, Türkan Bora, Şakir Bozdağ’ın rol aldığı) oyunu ile sahnesini açan Beşinci Tiyatro aynı yıl, Gülden ARGUT’un çevirisi Gore VIDAL’ın KÜÇÜK DÜNYAMIZI ZİYARET oyununu sahneye koymuş ve “Ceza Kanunu, “Hissesi Şayia” Şehirli Kız”, gibi oyunlarla çalışmalarına 1957 YAZ TURNESİ ile devam etmiştir.
“... Beşinci Tiyatro büyük fedakarlıklara katlanarak tertip ettiği bu yurt içi turnesinde 5000 kilometre yol katetmiştir. Bu suretle "Beşinci Tiyatro" “Türkiye'de ilk defa bir san’at tiyatrosu olarak zaman ve yol bakımından bir rekor kırmıştır. (5 Cİ TİYATRO AYLIK TİYATRO DERGİSİ Sayı: 1 sayfa, 20 – Aralık 1957)”
1958 yılında; İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci’nin “Ceza Kanunu” ve Klasik Tiyatro’nun sonsuza kadar yaşayacağını düşündüğümüz ölmez eserleri Shakespeare’in “Kral Oidipus” ve Sophocles’in “Antigone” oyunlarıyla Zonguldak turnesi’ne çıkmış, Ereğli, Çaycuma, Bartın, Filyos, Amasra’da Türkiye’de ilk defa klasik oyunları açık hava’da kömür işçilerine sahnelemiştir.
“KRAL ODIPUS”, ve “ANTIGONE” klasikleri, geniş oyuncu kadrosu, zengin dekor ve kostümü, coşkulu, şenlikli, özverili bir çıkışla, “Beşinci Tiyatro” DP iktidarının karanlığına karşı aydınlığı taşımaya başlamıştır.
“Tiyatro” denilince çengili, çalgılı, sazlı, sözlü gösteri bekleyen binlerce kömür işçisine klasik tiyatro ilk kez 1958 yılında sunulmuştur. Yeraltından çıkıp gelen binlerce tulumlu maden işçisine gece aydınlatılmış dev sahnede “KRAL OİDİPUS” ve “ANTİGONE” oynayanlar, seyircinin ayakta bitmeyen alkışları ile, sanatı ve yaşamı buluşturmanın coşkusunu, bugünlere taşımışlardır.
Cumhuriyet Dönemi Tiyatro Ansiklopedisi 3000’den fazla sayfasında bu devrimden söz etmiyor. Ama: Beşinci Tiyatro’nun; kostüm, dekor, ışıkçısı ve fedakar sanatkarları; Kadriye
Tuna, Fadıl Garan, Şakir Bozdağ, Oğuz Bora, Türkan Bora, Baykal Saran, İlkay Saran, Macit Filordun, Mehmet Salahattin Sarp, Yalçın Daldal, Oğuz Tekin, Zeki Gök, İnci Güzey, Tekin ...., Erkan ...., Özkan ... ve diğerleri yaşıyor, yaşatılıyor.
Atila Sarp