Ulusalgüçbirliği Kuvayı Milliye Platformunda Sayın Zülal Fitnat tarafından yapılan konuşmanın metnini sunuyoruz

  

TÜRK YURDU KERKÜK

Zülal FİTNAT, Nisan 2007

 

Tarihçe:

 

Tarihin talihsiz bir gelişimi sonucu sınırlarımız dışında kalan Musul, Kerkük ve Erbil, Türk kültürünü içinde barındıran önemli şehirlerdir. Tarih kaynaklarımız içinde “Kerkük Livası Tahrir Defteri “ ve çeşitli dönemlerde Osmanlılar tarafından tutulan “Salname” ler bulunmaktadır. Defterlerde Kerkük şehrinin etnik, dinsel, idari ve sosyal yapısı konusunda dünya literatürüne sunulabilecek doğru ve yansız bilgiler mevcuttur. Bu coğrafyada yaşayan Türkmenler, tarih içinde “Irak Türkleri” diye anılmaktadır. Uzun süren tartışmalar sonucunda Lozan’da İngiltere’nin bu coğrafya için tekrar savaş bile çıkaracağı kesinlik kazanınca, Mustafa Kemal bu bölgeyi (Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen) Irak ülkesine bırakarak geri çekilmiştir. Yıllarca Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olarak yaşayan bölge halkı, İngiltere’nin bu topraklara adım atmasından itibaren kan ve gözyaşından kurtulamamıştır. Günümüze değin süregelen bölgeyi kürtleştirme politikaları Avrupalı emperyalist ülkeler tarafından sürekli gündemde tutulmuş, Türkmenler şehir yönetiminden kademeli olarak uzaklaştırılmışlardır. Ermenilere soykırım yaptığımızı iddia eden Batı, burada yapılan insanlık dışı uygulamaları ve kanlı soykırımı hem tetiklemiş, hem de bölgeye yerleştirilen Kürtlere daima destek vermiştir. Bölgeyi kürtleştirme çalışmaları 1960’dan sonra giderek hızlanmış; Türkmenler kâh komünistlerin saldırısına, kâh Saddam’ın Kerkük’ü araplaştırmasına karşı koymaya çalışarak bu günlere gelmişlerdir. Şimdi ise; ABD’nin hazırlattığı anayasa ile Kürtler Irak’ın başına geçmiş bulunmaktadır. Güneydeki Şii Araplarla orta kısımlardaki Sünni Araplar çoğunlukta olmanın verdiği rahatlıkla zaten dağınık halde yaşamaya mahkum edilen Türkmenleri iyice devre dışı bırakmaya çalışıyorlar, Türkiye’nin müttefiki ABD sayesinde. Yıllardır İsrail kamplarında eğitilen Kürtler, Türkmenlere karşı vahşi aldırılarda bulunarak Nüfus İdaresi ve Tapu Dairesindeki tüm kayıtları yok ediyor, Kerkük’ün Türk geçmişine ilişkin tüm belgeler yakılıyordu. Fakat bu belgelerin bir eşi de T.C arşivlerinde bulunmaktadır ve günü gelince ortaya çıkarılacaklardır. Savaş, Irak’ın savaşı değildir. Ortadoğu topraklarından başlatılan, Müslüman coğrafyayı hedef alan yeni Haçlı Seferleridir. Bu savaş, gözü dönmüş emperyalist güçler tarafından dünyanın tüm Müslüman coğrafyalarında servistedir.

 

Irak; 1932 yılında Milletler Cemiyetine verdiği momerandumda Irak halkını oluşturan asli unsurların Araplar, Türkmenler ve Kürtler olduğunu antlaşma altına almış, bu üç grubun eşit haklara sahip olduğunu kabul ve beyan etmiş iken, Baas Partisi’nin 1970’lerde Kürtlere özerk yönetim hakkı vermesiyle hem kendi iç hukukunu, hem de uluslararası hukuku çiğnemiştir. Türkmenlere sadece kültürel haklar tanınmıştır.

 

Türkiye ne yapmalıdır?

 

1926 Ankara Antlaşmasıyla Irak’a bırakılan Musul, Kerkük, ve Erbil, eğer Irak bölündü ise tarihten gelen haklar gereği Osmanlı’ya döner ve Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’nin sınırlarına dahil olur. Uluslararası hukuk bunu söylemektedir.

Eğer bölünmedi ise momerandum gereği her üç etnik topluluk da aynı haklara sahip olarak Irak’ta varlıklarını sürdürmelidirler. Kerkük’e yerleştirilen 600.000 civarındaki Kürt nüfus, Kerkük’ün Kürtlerin olması gerektiğini göstermez. Referandum iptal edilmeli ve hatta hiç yapılmamalıdır, Türkmen gruplara gereken desteği vermeli, onların haklarına sahip çıkılmalıdır.

Habur sınır kapısı kapatılmalı, Ovaköy sınır kapısı açılmalıdır. Böylece Türkmen kenti Telafer’e kadar 20-25 km’lik stratejik bir koridor oluşturulmuş olacaktır.

Irak’ın kuzeyinde iş yapan TÜRK İŞADAMLARI derhal çekilmelidir.

Kürt şirketleri kapatılmalıdır.

Irak’ın kuzeyine Türkiye’den giden elektrik kesilmelidir.

Barzani’nin ikmal yerleri olan İncirlik ve Mersin limanları kapatılmalıdır.

Türkiye kendi ihlal edilen haklarının hesabını uluslararası antlaşmalara dayanarak diğer dünya milletlerinden sormalıdır. Oraya askeri güç göndermek ve ordumuzu ateşe atmak akıl kârı değildir. Emperyalist Batı bize “Kürtlerin idaresinde bir özerk Kerkük” dayatmasını yapmaktadır, biz akbaba değiliz. Bir parçacık petrol karşılığı kendi soydaşlarımızın kanlarını içemeyiz.

“Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiği” tezi tüm dünyaya haykırmalı, Birleşmiş Milletler’ de, Agit’ te, Avrupa Topluluğu nezdinde tepkimizi ortaya koymalıyız. Unutulmamalıdır ki, Türkler tarihleri boyunca hakkı olanın, mazlum olanın yanında durmuştur. Irak’ta entellektüel birikimi yüksek olan kesim daima Türkmenler olmuştur. Onlara sahip çıkılmalıdır. “TÜRKMENSİZ IRAK OLMAZ !!!”

Kerkük’te başlatılan “Kürtleştirme” senaryosu, sonu belirsiz bir maceradır. Bölgeden ABD’nin çekilmesi sonucunda, Erbil başkentli Kürt hükümetinin yaşayamayacağı gün gibi aşikârdır. Sonu bir yıllık Mahabad Cumhuriyeti’ne benzeyecektir.

 

Türkiye için Kuzey Irak Kerkük değil ama Musul meselesidir. Kerkük; eski Musul eyaletinin bir parçası olarak görülmeli, buradaki statükoyu değiştirme oyunlarına kesinlikle karşı çıkılmalıdır.

 

Zülal FİTNAT (Ekonomist)

 

                                                    TÜRK YURDU KERKÜK

                                                    Tufan koptu kuzeyden

                                                    Kara bulutlu gökten

                                                    Bir od düştü Kerkük’e

                                                    Nala (feryat) koptu yüz evden!

                                                    Gökte yıldırım çakar,

                                                    Derelerden sel akar,

                                                    Çok sürmez bu karanlık,

                                                    Seher olar gün çıkar.

                                                                        Resul Rıza