GÜZEL DİLİM, SES BAYRAĞIM                                                                                                                           

İyigün PULAT, Kasım 2006

 

         Bir zamandır, bir yerlerde, bir şeyler oluyor. Yolda, belde, çarşı, pazarda, Görüntüde, yazıda.Düşünürde, Yazanda. Yabancı sözcükler gözümü acıtıyor, kulağımı tırmalıyor.

         Hele  de bu günlerde. Ben demek istemesem de yazan, çizen, gösteren hemen sıralayıveriyor.Misyon, vizyon, resepsiyon, spekülatör, editör, koordinatör, kriter, performans, platform, rehabilitasyon, rekreasyon, restorasyon…Aşırmasyon, kaçırmasyon. Diyeceğim.

         Yok mu bunların Türkçe karşılıkları. Bulunamaz mı ?Misyon-görev,vizyon görünüm,resepsiyon-sunum diye betimlesek olmaz mı?

         Yabancı sözcük kullanınca çok bilen,büyük ve de büyülü kişi mi oluyoruz?

         Yurttaşımızla, dildaşımızla kavuşmuş, kucaklaşmış mı oluyoruz? Yoksa ondan kopuk, el uşağı mı?Yurdum,dilim, param, bayrağım. Emeğim, göreneğim. Kültürüm toplumsal mentom değil mi? İlle  de dilim.Sözleşip anlaşmam, güvencim, gönencim değil mi?

         Mustafa Kemal; bana dedi ki ‘’ Türk dili dillerin en zenginlerindendir… Ülkesini,

Yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini  de yabancı diller  boyunduruğundan kurtarmalıdır.’’

         Geçen günlerde dilimiz usumuza geldi. 1 Ekim 1928’ de ilk Türkçe gazete yayınlanmıştı. Mustafa Kemal dil üzerindeki özenli, duyarlı çalışmalarını 26 Eylül 1932 günlü Dil Kurultayı ile taçlandırdı.

         Bugün  Türkiye Türkçesi, öteki coğrafyalarla ölçümlendiğinde  en gelişmiş dil olarak görülüyor.

         Dil Devrimimin  önemini, değerini bilinçle, övünçle yaşamak istiyoruz.

         26 Eylül 2006, Dil Kurultayı toplantısının 74 yılıydı.Dil Bayramı olarak kutlandı.

         Türkiye Yazarlar Sendikası; Dil Bayramında yaptığı açıklamasında  her yıl 10 bine yakın dilin yeryüzünden silindiğini, ‘’ Ulus ve kavim dillerinin ortadan kalkmasında en büyük  etkenin, o ulusların veya toplulukların bağımsızlıklarının yok edilmek istenmesi olduğunu  biliyoruz. Kültürel etkileşim diyemeyeceğimiz  bu baskı, ulusların geçmişlerine yöneldiği gibi,  geleceklerini de tehdit ediyor ‘’ diye vurgu yapıyor.Ayrıca Türk dilinin de içeriden  tutucu, dışarından da yayılmacı saldırılarla dondurulmaya ve dünyaya egemen dillerin topraklarına  katılmaya zorlandığını belirtiyor. TYS açıklamasında ‘’ Dillerini  yitiren toplulukların ,  bağımsızlıklarını  da yitireceklerinin bilincindeyiz. Özellikle ‘ iletişim dili ‘ aldatmacasıyla , Amerikan dili ve kültürünün ulusal  kültürümüze dayatılması sözünü  ettiğimiz baskıyı  arttırıyor ve toplumumuz kendi  diline yabancılaştırılıyor.Bu Baskılar altında ‘ Dil Bayramı’nın  kutlanması, bizleri yayılmacı dillerin saldırganlığına karşı daha da bilinçli olmaya  çağırmaktadır.Bu bilinç ve duyarlılıkla topraklarımızda  kutlanan bu günü anlamlı bir  bayrama çevirmek tarihsel bir zorunluluktur. Bu konuda basın-yayın organlarını , eğitim kurumlarını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı sorumluluğa çağırıyoruz ‘’ deniliyor.

         Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet  Necdet Sezer  konuyu ‘’ Dilimizdeki yabancı sözcüklerin sayısının artması, dilin kullanımında yapılan yanlışların süreklilik kazanması,  bireylerin zamanla bu yanlışları doğru gibi  algılayarak benimsemesine

yol açmakta, dilin  özüne  zarar vermektedir. Türkçe’nin korunarak geliştirilmesi , zenginleştirilerek geleceğe  taşınması ve Yüce Atatürk’ün başlattığı dil çalışmalarının  amacına  ulaşmasını sağlamak en önemli görevlerimizdendir.’’ Diye özetliyor.

         Güzel dilimi, ses bayrağımı yücelerde ve yaygın ortamlarda görmeyi diliyorum.

         Ne Mutlu dilimi arıtanlara, saygın konumlarda tutanlara .

 

         İyigün PULAT