11 EYLÜL’ÜN YILDÖNÜMÜNDE YANITLANMAYAN MEKTUP
“George
W.Bush
ABD Başkanı – USA
68’li Bill’den sonra mektup yazdığım ikinci Amerikalısınız. Bill, elden verilen mektubumu okudu mu bilmiyorum ama asgari ölçüde 68 değerlerine uygun davranmasının karşılığında ilginç bir suikaste uğradı. Monica bombasıyla yaralandı, şimdi Hillary bombardımanı altında.
W.Bush,
Kurduğunuz kağıttan şatoların iskambil kağıdı gibi devrilişinin altında kalan acıları en iyi bizler yani tüm ömrü acı ve sıkıntılar arasında geçmiş yoksul ülke aydınları anlarız. Bizim gözlerimizden yaşlar pınar gibi akar ve acılarımızı ortaya gürül gürül dökeriz. O acılarla birlikte yürüttüğümüz yaşamımızı ozanlarımız dile getirir. Acıyı bal eyleriz.
Bush.
Dünya senin iki görüntünü anlamaya çalışıyor:
Birisi, o meşum günde uçaktan inip çim ve ağaçlar arasındaki patikadan tek başına yürüyüşün. Bu yürüyüşün, yavaş yavaş ayağa kalkan, yürümeye başlayan, sonra başı gövdesinden öne geçerek insanlaşan bir süreci yansıtıyor. Vereceğin kararlar sürecin hangi aşamasında olduğunuzu gösterecek.
İkincisi o on binlerce tonluk beton, çelik yıkıntısının üstünde oldukça yaşlı bir itfaiyeci ile birlikteyken nutuk çekişin. Öldürdüğü Kızılderili ya da ayının üstüne ayağını koyup neşe ve coşkuyla poz veren bir kovboy mu, yoksa insanlığın gördüğü vahşet karşısında bu vahşetlerin yinelenmemesi için ne yaptığını sorgulayan bir Devlet Başkanı mı olduğuna ilişkin. Yine vereceğin ve uygulayacağın kararlar bu iki görüntünün hangisinin ABD’nin gerçek kimliği olduğunu ortaya koyacak.
Bush,
Senin seçimin de pek inandırıcı değildi. Şimdiki görüntün de inandırıcı değil. Seçimini çeşitli aşamalardan geçirdikten sonra başkan oldun. Elinde dünyanın en büyük güçleri var. Ve bu güçleri yanlış kullanırsan çocukların gelecekte bunun acısını çekecek.
Biraz mühendislik disiplinlerinin farkındayım. Ülkemin en büyük mühendislik kuruluşunun başına aday oldum, seninkiler kazandı, şimdi susuyorlar.
Ben sana doğrudan soruyorum.
Bu soruya net bir yanıt vermeden ve belgelerini ortaya koymadan, benim çocuklarımın geleceğini tehdit edecek hiçbir eyleme girişemezsin. Dünya insanları Avrupa’dan gelen serserilerin katlettiği Kızılderililerden oluşmuyor. Sen kendini kovboy sanmakta ve kovboy gibi davranmakta özgürsün.
Ama sen bizleri ne Kızılderili saymakta ne de Kızılderililer gibi öldürmekte özgür değilsin.
Sizde yetişen mühendislerin sunduğu kadar basit bir olayla karşı karşıya değiliz. Aynı şekilde bu mühendislerin söylediği, bu işlere Anglo-Sakson kafası basar, böylesine üst bir bilinç Türk, Arap, Acem gibi aşağı insanlarda oluşmaz yargısı da doğru değil. Sizin atalarınız Avrupa’da Hugo’nun betimlediği serserilikleri yaparken, dünya bilim ve ilerlemesi Türk insanlarının koruması altında geliyordu.
Sorum şu:,
Uçakların saplandıkları katların (binanın değil) çelik konstrüksiyon statik hesaplarını bilmeden, çarpma sonucu ortaya çıkan enerjinin boşalmasıyla başlayacak yıkımı hesaplamak mümkün müdür?
Yanıt olumsuzsa, stratejik gizliliği olan bu çelik konstrüksiyon statik hesaplarının korunması böyle bir yıkımı engelleyeceğine göre, suç ve cezada bu kriterin ilk olarak göz önüne alınması gerekmez mi?
Atila Sarp - Ziraat Yüksek Mühendisi-TÜRKİYE