ÜÇ CUMHURİYET KUŞAĞI
Atila Sarp, 30 Mayıs 2011
Türk Genel Devrimi’nin büyük ozanı Nazım Hikmet’in, çağdaşı bir yanar döneri “Kara boynuz gibi kaşlı mukaddes apis-öküz başlı adam” olarak tanımlayıp:“…halka ahmak diyen sensin,halkın soyulmuş derisinden sırtına frak-özel ceket giyen sensin…haki ceketli ölülerin ceplerinden çalarak parasını satın aldın kendine İsviçre dağlarının havasını” dediği Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanından alıntı “Kemalizm inkılabının-devriminin - meydana koyduğu eser...Tepesi yerde,temelleri havada ve her an,devrilmek tehlikesi içinde bir ehram-piramit- gibi(dir)” sözlerini “Cumhuriyet ve CHP’ye dair…”başlıklı yazısında Taha Akyol okurlara iletiyor.
“Amerikan Mandaterliğini” savunan Yakup Kadri, Kurtuluş Savaşı döneminde köylüyü ne denli uyuşuk gördüğünü “Yaban”da anlatır. Bugün “dinci,liberal,etnik azınlıkçı,Avrupa Birlikçi sosyalist,mezhepçi v.b.”lerden oluşan “şer ittifakı’”nın Anayasa oylamasındaki utkusunun “oy davarlarının” bu romanda anlatılan uyuşuk köylünün günümüzdeki uzantıları olduğunu anlamamak için kör olmak gerekir. Neyse ki genel seçim süreci aymazların biraz uyandığını gösteriyor da seviniyoruz.
Yakup Kadri’nin tersine Anadolu köylü’sünü :“...sürülmüş toprağın, kara şehirlerin bahtı bir şafak vakti değişmiş olur,bir şafak vakti onlar ki ağır ve nasırlı ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman” diyerek tanımlayan Nazım Hikmet:
“…sarışın bir kurda benziyordu ve gözleri çakmak çakmaktı bıraksalar ince uzun bacakları üzerinde yaylanarak Kocatepe’den Afyon sırtlarına atlayacaktı” sözleriyle Mustafa kemal’i betimliyordu.
Ne oldu?
87 yılda Cumhuriyet üç kuşak yetiştirdi.
“YakupKadri”ler, yani, yanar dönerler, “İngiliz Dostları”, “Amerikan Mandacıları” saltanatın şemsiyesi altında “milli mücadeleye , Mustafa Kemal ve arkadaşlarına” karşı olmadık saldırıları yaptılar. Türk Genel Devrimi’nin başarı aşamasını görünce (1919-1923) döndüler. Yani döneklik tarihimizde oldukça geçerlidir. Yavaş yavaş dönekler sardılar O’nu ve devrimin kurumlarını. O ölünce de yavaş yavaş “saltanat şemsiyesi altında sürdürdükleri yarı kalmış ihanetlerini” yasalaştırmaya, yerleştirmeye başladılar. 1938’den bu yana yaşanan bu. Görmemek için kör mü olalım?
Bunların olacağını önceden gören ulusal önder devrimin korunmasını,kollanmasını, geliştirilmesini çevresini saran bu dönek güruhuna güvenmediği için “gençliğe” görev olarak verdi.
Cumhuriyet, kurumlarıyla eğitilmiş, büyütülmüş kuşaklar yetiştirdi.
Mustafa Kemal’in ölümünden sonra
yalnız 1968 ve 1978 kuşağı görevini yerine getirmenin bilinciyle hareket etti
desek, acı ama çıplak bir gerçeği açıklamış oluruz. Etmeye
de devam ediyor.Kimse karanlıklardan umut beklemesin. O’nun yönergelerini
uygulayanların yaptıklarını ifade eden kuramlardaki yalan yanlış sözlerle Türk
Genel Devrimi’ni tamamlamayı amaçlayan eylemlere kara çalmasın. Türk
Genel Devrimi’ni ortadan kaldırmaya yönelen karşı devrim sürülerinin ağzından
yurdumuzun devrimci değerlerini, simgelerini, eylemlerini, kültür ve sanat
yapıtlarını, bunları dillendirenleri karalamasın. Gene kimse, MİSSOURİ
ZIRHLISI-NATO-CENTO-SEATO-
68 ve 78 kuşağı küçük bir yanlış yaptı. Tarihini iyi inceleyip, “çeviri edebiyatı”nın saptırmalarına aldanmayıp “devrim” yapmaya değil, “Türk Genel Devrimi”ni tamamlamaya yönelmeliydi. Geç de olsa bu yoldaki anlayış hızla yaygınlaşıyor. Görünüşte,sözde değil, yürekte ve özde.
Üç Cumhuriyet Kuşağı’nın O’nun verdiği görevleri ciddiye alıp uygulayan tek kuşağı sağcısından solcusuna tüm 68 ve 78’liler’in geç de olsa bunu kavramalarının oluşturacağı gücü de kimse küçümsemesin. Unutulmasın, bütün devrimler tamamlanma noktasına yaklaştıkça karşı devrim sürülerinin can çekişen karanlık pençeleriyle boğuşmak ve bu saldırıyı boşa çıkararak devrimi tamamlamak görevi az sayıda devrimcilere kalmıştır. Bu az sayıda devrimcinin partilerde, derneklerde, yaşamın her alanında devrim yapmak için değil devrimi tamamlamak için çalışmaları dalga dalga tüm yurtta yayılmaktadır. Karşıdevrimcilerin ve onların işbirlikçilerinin telaşını görmemek için kör, milyonların ayak sesleriyle bütünleşen devrimcilerin kalp atışlarını duymamak için sağır olmak gerekir.
Atila Sarp