SEÇİM STRATEJİSİ ÜZERİNE

Atila Sarp, Mayıs 2011

Strateji, genel olarak saptanan hedefe güçlerin yönlendirilmesidir. Taktiklerin, yani küçük küçük amaçlanan hedeflerin doğru bir yönde birlikteliği stratejik hedefe ulaşmada en güç görülen ama daima sonuç almış bir yöntemdir.

Bizim kendimize esas alacağımız başarılı bir stratejinin örneğidir ulusal önderimizin başarısı. Emperyalizmin ve onun altlığı ve desteklediği gericiliğin yenilmesindeki en önemli başarı taktik uygulamasındaki titizliktir. Küçücük taktik hedeflerin sonuçta bağımsızlık ve özgürlük gibi temel bir amacın söke söke uygulanmasındaki başarının sırlarından birisidir ..devamı


ÜÇ  CUMHURİYET  KUŞAĞI

Atila Sarp, 30 Mayıs 2011

Türk Genel Devrimi’nin büyük ozanı Nazım Hikmet’in, çağdaşı bir yanar döneri  “Kara boynuz gibi kaşlı mukaddes apis-öküz başlı adam” olarak tanımlayıp:“…halka ahmak diyen sensin,halkın soyulmuş derisinden sırtına frak-özel ceket giyen sensin…haki ceketli ölülerin ceplerinden çalarak parasını satın aldın kendine İsviçre dağlarının havasını” dediği  Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun  romanından alıntı “Kemalizm inkılabının-devriminin - meydana koyduğu eser...Tepesi yerde,temelleri havada ve her an,devrilmek tehlikesi içinde bir ehram-piramit- gibi(dir)” sözlerini  Cumhuriyet ve CHP’ye dair…”başlıklı yazısında Taha Akyol ...devamı


İSLAM VE BAĞIMSIZLIK, ÖZGÜR İNSAN

Nurullah AYDIN, 29 Mayıs 2011

Din olgusu, sömürgeciler, emperyalizm ve ülke yöneticileri tarafından yüzlerce yıl sürekli olarak kullanılmıştır.

İşgalde; Kuvayı Milliyeci'lere karşı çıkartılan ayaklanmalarda, din öğesi kışkırtıcı bir unsur olarak kullanılmıştır.  Halkın dinsel duyguları, Bağımsızlık Savaşını düşkünlüğe uğratmak için emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından sömürü aracı kılınmıştır.

Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı sırasında; emperyalist işgalcilerle işbirliği yapan gericiler (irtica), doğrudan Türk Ulusu'nun varlığına saldırılarda bulunmuşlardır...devamı


BİZE GELEN KİTAPLAR

GÜN DOĞMADAN, Abdullah Işıklı

Sayın Alpaslan Işıklı'nın İmge yayınları tarafından basılan "Gün Doğmadan" adlı anı kitabı "Sendika, Mülkiye, CHP,TİP, sol içindeki ajanlar, 12 Mart, 12 Eylül" gibi yakın tarihimizin konularına ilişkin yazdıkları bu konulara ilgi duyanların okuması gereken dizelerle dolu.

Oldukça ilginç dizeler, ancak konulara "vakıf" olan birisinin anlayacağı tam bir "mülkiyeli" (sosyalist, bilimsel sosyalist tarzda değil) söylemiyle yazılmış. Yani öyle "iddia"lar var ki, ortaya atılan "iddia", öyle "suçlamalar" var ki "suçlanan kişi", öyle "atfı cürümler" var ki "atfı cürüm" her yana çekilebilir. Zaten "mülkiyelilik" tam da budur...devamı


O GECE

Fehmi Erbaş, 6 Mayıs 2011

O gece, bütün uğraşılara ve şahadetlere rağmen olayın akışını değiştiremediğimiz o bilinen gece, alışılmışın dışında bir güvenlik vardı bulunduğumuz Mamak Askeri Cezaevinde. İlk kez iç ve dış güvenlik birleşmiş, yasalarına uygun olmamasına rağmen her zaman çiğnemeye alıştıkları bir tarzda silahları ile girmişlerdi koğuş koridorlarına. Bu telaş bizim de beklediğimiz bir anı yakınlaştırıyordu ve küçük gözlem deliklerinden sanki yürek gözlerimizi dışarıya uzatırcasına ortalığı izliyorduk. Hepimiz kulak kesilmiştik. Bir kaç dakika sonra ...devamı


ACININ KENDİSİ  

Fehmi Erbaş, Nisan 2011

Söylenir ki; Ölüm tek başına gezer, hiçbir şey almaz yanına ve hatta hiç kimseyi de. Her canlıyı, zamanı geldiğinde yanına katıp götürse bile, gideceği yere bırakır ve tekrar götürmek üzere döner geriye. Oyalanmaz, bıkmaz, üşenmez ve ertelemez işini...

Ölüm, canlının var olduğu günden beri tek başına gezer durur insanların arasında. Kainatın en yalnızıdır. En yalnız, ama kahrolasıca en kalabalık, düşünürken gidenleri....devamı


KÜRESEL KRİZ  VAR  ZİRVEDE  BİZE  YER  YOK

Atila Sarp, 23 Nisan 2011

Türkiye’nin ekonomi, coğrafya, nüfus gibi temel belirteçler bakımından büyüklükleri siyasal tartışmalarda geleceğin en büyük ülkelerinden birisi olacağının değerleri olarak sunulmaktadır. Özellikle siyasal tartışmaların yoğunlaştığı dönemlerde oy alma kaygısı ile yapılan konuşmalarda dünyanın en büyük ülkelerinden birisi olacağımız çeşitli biçimlerde kitlelere iletilir. Amaç onları daha büyük hedefler göstererek sabırlı olmaya, özverili olmaya, kendilerinin değil ama çocuklarının daha iyi yaşayacağına inandırmaya yöneliktir. Acaba gelecekte dünyanın en güçlü ülkesi olacağımız savı doğrumudur....devamı


FAZIL  AHMET BOYACI

Necla Ülkü, Nisan 2011

1968-69 ders yılında Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi’ne girdim ve Sosyalist  Fikir Kulübü’ne katıldım. Biz kendimize “68’li”, ya da “FKF’li” demezdik, kendimizi “devrimci” ya da “sosyalist” olarak tanıtırdık. Dil-Tarih’in  yıllarında devrimciler küçücük bir azınlıktı ve tek etkinlikleri yeni binanın (yani benim de öğrencisi olduğum Batı Dilleri Filolojileri ile Tiyatro Bölümü’nün bulunduğu binanın) kantininde buluşmak ve var olduğunu göstermekti. Ya günün olaylarını tartışır, ya dağıtılacak bildiriler, basılacak afişler ve yapılacak diğer işler için yeni planlar yapar, ya da türkü söylerdik. İşte bu türkülerde tanıdım Fazıl’ı...devamı


BİZE GELEN KİTAPLAR

AĞAÇLAR ÇİÇEKTEYDİ, Ahmet SAY, Evrensel Basım

“Kişilerin ne yaptıklarının incelenmesi tarihin daha iyi anlaşılmasını sağlar” özdeyişini “anı, biyografi” yazılarının, yapıtlarının tümüne uygulayabilirsiniz. Ancak kişilerin kendilerine ilişkin yazdıklarını, yaşadıkları olayları aktarmalarını, ya da içinde bulunduğu toplumsal önem taşıdığı tartışmasız süreçlerdeki konumunu aktarması ne denli tarihin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Bunun ölçüsü nedir ve kim bu konuda yargıda bulunabilir. Kuşkusuz bu konuda yargı yarınlarda verilecektir. Okurların geri dönüp incelediği anılar, biyografiler yazıldığı zaman aralığında ne denli ilgi görmüştür. Çoğunlukla dar bir tanıdık çevresi içinde ilgi gören yapıtlar ya giderek unutulmuştur, ya da okunup geçilmiştir. Okurların başuçlarında bulundurdukları anı, biyografi nitelikli yapıtlar yok denecek kadar azdır...devamı


"SOSYALİZM”  NEREYE ?

www.ulusalodak.net

Türkiye de  sosyalizmin  tarihine geçecek bir buluşma 12 Şubat 2011 günü gerçekleşti.

Tarih önemli. Çünkü 50 yıl önce 12 sendikacı tarafından 1961 Anayasa’sının getirdiği özgürlük ortamında “sosyalist” nitelikli bir parti olarak Türkiye İşçi Partisi kuruldu. Kısa sürede aydınlarla bütünleşen parti, 1963 yerel seçimlerine katıldı, 1965 seçimlerinde 15 milletvekili çıkardı ve parlamentoda grup kurdu.

İşte 1961 yılında, günümüzden elli yıl önce kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne üye ve yönetici olarak emek verenler böyle bir günde bir araya geldiler.Yer de önemli. Türkiye düşünce ve siyasal yaşamının “akademik” merkezlerinden birisi olan ...devamı


TUNUS ve TAMAMLANMAMIŞ DEVRİMLER ÜZERİNE

Atila Sarp, Ocak 2011

Devrimin geçerli tanımı eski bir üretim tarzının yerine yeni bir üretim tarzının geçmesidir. Tamamlanan bir devrim üretim ilişkilerini değiştirmiş olmalıdır. 18. Yüzyılda ortaya çıkan burjuva devrimlerini bu açıdan değerlendirmeliyiz. Güçlü devrimlerle yerleşen kapitalizm karşısında gelişen sosyalizmi onun kuramını yapanları daha iyi anlayarak, sosyalist kadroları da kendine döndürerek  ötelemiştir. Ötelemekle kalmamış 7 gün, 72 gün, 70 yıl uygulamaları tersine çevirmiş, 700 yıllık bir sosyalizm çağına giden yola dünyayı sokmuştur.

Kapitalizmin “küreselleşmesi”dir bu başarının sırrı. Ama kapitalizmin küreselleşmesi, emperyal odaklar yaratması beklenildiği ve soyulan miyarlarca insana vaat edildiği ...devamı


AYNAYA BAKABİLMEK

Fehmi Erbaş, Ocak 2011

İnanmayı bir yana bırakırsak unutulmaması gereken bir söz var hep kafamda, Cehenneme bir kere adımınızı attıysanız, ömür boyu yarasını taşımak zorunda kalırsınız.

İnsanlık dışı davranışlardan, acılardan, dayanılması güç olandan mucize eseri olarak kurtulabilmiş kurbanlardan olabilirsiniz. Buna rağmen asla kurtuldum diyemezsiniz. Belki fiziki olarak kurtulmuş sayılabilirsiniz ama zihniniz ve ruhunuz sonsuza dek bu acıların işkencesini çeker. Bu gerçekliliği bilmenize rağmen Cehenneme girmek zorundamıydınız?..devamı...


META ÜRETİMİNDE MİMAR VE MÜHENDİS

Atila Sarp, 13 Aralık 2010

Üretim aracı; alet edevat-araç gereç, avadanlık, atölye, makine, fabrika, kompleks, sanayi, organize sanayi, büyük sanayi kompleksi.

Hammadde, mamul madde, meta,mal,ürün…

Yönetici, memur, amir, şef, reis, başkan, genel başkan, müdür, genel müdür, daire başkanı…

Soyutlama, tasarım, çizim, hesaplama, teknik eleman, mimar, yüksek mimar, mühendis, yüksek mühendis…

Kapitalist mal ve hizmet üretimi sürecinde yer alan canlı cansız aktörlerin dökümü aşağı yukarı bunlardır. Yaşanılan zaman ve mekana göre yaklaşık beş yüz yıldır kapitalist üretim bir önceki üretim biçim ve biçimlerinin içinde doğup gelişerek ve büyük bir egemenlik kurarak günümüzdeki küresel kapitalizm düzeyine gelmiştir. Uzaya gözünü diken küresel kapitalizm  yıkımları, sürekli yoksullaşmayı, savaş ve katliamları, kalıcı kirlilik ve kaynak tüketimini ardında  bırakarak  gelişmektedir. Kapitalist bunalımın, kendisinin yerini alacak olan yeni bir üretim tarzının altyapısını da oluşturduğu unutulmamalıdır. ...devamı


MÜLKİYE  TARİHİ  68’DEN  AYRILMAZ

Atila Sarp, 10 Aralık 2010

Mülkiye tarihi 60-70 yıllarından da, 68 olaylarından da ayrılmaz. Ayrılırsa kopuk bir tarih olur.

2010 yılında Mülkiye tarihine yumurtalı protesto damgasını vuracak gibi görünüyor. 68 Kuşağından gelen “terörizm uzmanı” Doğu Ergil konferansa sucukla gelmiş, yumurta atmayın, getirdiğiniz yumurtalarla aşağıda birlikte sucuklu yumurta yapalım demiş, bravo. Duruşunun yumurtalık olduğunun farkında. Gençler de alkışlamış.

60’da sıkıyönetim Mülkiye'de DP karşıtı öğrenci olayları üzerine öğrencilere kurşun atmıştı. Mermi izleri yıllarca bir mücadele simgesi olarak mülkiye duvarlarında kaldı. 68’in simge isimleri Yusuf Küpeli, Mustafa Kaçaroğlu, Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir Mülkiyeliydi. “Son sınıftan bir ders bırakıp mezun olmayacağım, böyle devlete kaymakamlık yapmam” diyordu ...devamı


TÜRK GENEL DEVRİMİ YOLUNDA TANIDIKLARIM, DURSUN AKÇAM
Atila Sarp, 17 Ekim 2010

Dursun Akçam 68 kuşağının en çok değer verdiği öğretmenlerdendi. Öğretmen Dünyası'ndaki bir yazımda bizim kuşağın esas acısı, kendisini yetiştiren öğretmenlere iktidarların yaptığı baskıya şahit olması olduğunu yazmıştım.

Dursun Akçam, öğrencilerine doğruları söylemekle kalmıyordu. Söylediği doğruları ve yaşadıklarını olduğu gibi kağıda  döküyordu. Toplantılarda söylüyordu. Doğmuş olduğu dağlık Ardahan’ın köy gerçekliği, köylü ailesinin yaşantısı, geri üretim tarzının günlük yaşamdaki yansıması Dursun Akçam’ın kaleminden “realist”çe okurlarına ulaşıyordu.Bu da yetmiyordu. Türkiye Öğretmenler Sendikası başta olmak üzere bütün öğretmen örgütlülüğünde yer alıyordu. 68’lilerin “Dursun Akçam Ağabey”i  olmak demek, emperyalizme karşı, Mustafa Kemal’in Tam Bağımsızlığı yolunda yürümek, ABD Emperyalizmine ve yerli ortaklarına karşı çıkmak demekti. 12 Mart’ın cezaevlerinde buluşmaktı. 78’lilerin “Dursun Amca”sı olmak o  karanlık iç savaş gidişinde emekçilerin altta kalmaması için uğraş demekti. Ardından sürgün yılları gelecekti. ...devamı


STRATEJİ VE YÜKSEK STRATEJİ ÜZERİNE (1), Ekim 2010

Atila Sarp

Askerlik disiplininde kullanılan strateji kavramı ve kuramları teknik bilimin gelişmesi ile askerlik dışı alanlarda kullanılmaya başladı.Yunan dilinin stratos-ordu, ago-gütmek kavramlarından türeyen strateji sözcüğünün Arapça'da karşılığı tabiyetülceyş-askerin güdümü, sevkülceyş-askerin ileri sürülmesi olarak kullanılmaktadır. Türkçe de karşılığı ordugüdüm, orduyu düşman karşısında gütme sanatı olarak tanımlanıyor. Bir ulusun ya da uluslar birliğinin savunmasında askeri, siyasi, ekonomik ve manevi güçleri bir arada kullanma ve düzenleme sanatı olarak stratejiyi belirleyen tanım, Türk Dil Kurumu’nun 6.baskısı yapılan Türkçe Sözlük içinde yer alıyor.

Günümüzde bilim ve bilim dışı disiplinlerin ayrışarak uzmanlaştığı ortamda strateji de eski Yunan döneminden günümüze taşınan askercil sınırlarını aşmış durumda. Bu nedenle stratejiyi yaşamın bütün alanlarında geçerli bir kavram olarak algılamamız gerekiyor. Son on yıldır güncelleşen strateji kavramı, stratejistlerin arttığı, strateji kurumlarının ardı ardına kurulduğu, resmi, yarı resmi, sivil kurumların stratejiyi geleceklerine yönelik bir eğitim ve yönlendirme olarak kullandığı günümüzde yüksek strateji üzerine de düşünce üretmemizi gerekli kılıyor. Yüksek strateji ya da ana strateji, geleceği yönlendiren stratejistlerin ve strateji merkezlerinin güncele taşıdığı bugünkü karmaşıklıkta, yalnız kavramların değil olguların bile apayrı anlam ve amaçlar için kullanıldığı günümüzde önem kazanıyor. Çünkü kavramlar ve olgular kurumlar eliyle güncelleştirilip günlük yaşama taşınıyor. Bu çarpıtmanın en belirginidir “Ergenekon”. ... devamı


TAYLAN ÖZGÜR ÖLDÜRÜLÜŞÜNÜN 41. YILINDA ARKADAŞLARI TARAFINDAN ANILDI

26 Eylül 2010

23 Eylül 1969 da İstanbul Beyazıt'da vurularak öldürülen Taylan Özgür mezarının başında arkadaşları tarafından 23 eylül 2010 anıldı.

Öldürülüşün 41.yılında Taylan Özgür'ün öldürülmesinin tümüyle  aydınlatılması ile ancak  ondan sonraki siyasi cinayetlerin de tam olarak aydınlatılması sözkonusu olacağı için mezarı başındaki konuşmalarda ağırlık cinayetin tam olarak aydınlatılması konusundaydı.

Saygı duruşunda bulunulduktan sonra 68'liler Derneği ve 78'liler Vakfı adına Talat Turhan tarafından yapılan konuşmada "Taylan Özgür'ü bugün general olan bir üsteğmen vurdu" savının örtbas edildiği vurgulandı. Bu savın Ertuğrul Günay ve Hasan Fehmi Güneş tarafından bilinmesine karşın bu konuda gerekli incelemelerin yapılmadığı, Taylan Özgür cinayetini örtbas edenlerin katillerle işbirliği yaptığı üzerinde duruldu.

Sait Beyhan Çıngı "Deniz'in vasiyeti üzerine kendisini Taylan Özgür'ün yanına gömmek için 4 mezar yeri satın aldıklarını, Deniz'ler Karşıyaka'ya gömüldükten sonra yaptıkları girişimlerde mezar yerlerini bu amaç için kullanamadıklarını" belirtti.

Atila Sarp konuşmasında "Taylan Özgür Ankara Atatürk Lisesi'nde sınıf arkadaşımdı. Ben o zaman İşçi Partisi İl Gençlik Kolu Başkanı idim" derken Abdullah Nefes "Türkiye İşçi Partisi" diye düzeltince " evet Türkiye İşçi Partisi İl Gençlik Kolu Başkanıydım. Taylan o kadar faal bir eylemci değildi. Daha sonra ODTÜ'de öğrenci iken birkaç kez karşılaştım. Bizler o dönemde cemiyetleri seçimlerle alıyorduk. Dil Tarih seçimlerinde önce 40 oy aldık, Daha sonra 150 daha sonra 700. Hukuk Fakültesinde de öyle. Seçimler çok gerilimli oluyordu. Ankara Üniversitesi Öğrenci Birliği 2. Başkanıydım, Sait de saymandı. Böyle bir gerilimli seçim süreci İstanbul Üniversitesi cemiyet seçimlerinde söz konusuydu. Deniz Ankara' dan seçimlere katılmak için Taylan'la birlikte bazı arkadaşları da götürüyor. Bu arkadaşlardan birisi Üniversite bahçesinde havaya silah sıkıyor. Silahlı bir ortam oluyor. Talat Turhan'ın iddia ettiği üsteğmenden başka olayı gören bir baba ve on dört yaşında oğlu daha sonra teşhis ettikleri Mehmet adlı bir polisin cinayeti işlediğini söylüyor, yine bir başka polis memuru cinayetten yargılanıyor. Bu tür cinayetler en yakınlardan işlenir. Beni şu anda en yakınımda olan birisi vurabilir. Siyasi cinayetlerin çoğunda bizim içimize kadar sızanların rolü olduğunu unutmayalım.Taylan Özgür'ün, bütün öldürülen arkadaşlarımızın cinayetlerinin tümüyle aydınlatılmasına hepimiz çalışmalıyız. Bu konuda bildiklerini tümüyle ortaya koymamak cinayete ve bu cinayetleri işleyen karanlık çetelere ortak olmak demektir" dedi.

Taylan Özgür 25 Eylül 1969 günü toprağa verilirken 5000 kişilik arkadaş ordusu:

"Biz devrimciler, bizi mahvetmek isteyen emperyalizme, bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı, sayımızın azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan, yılmadan, usanmadan, korkmadan savaşacağımıza ant içeriz" demişlerdi.

41 yıl sonra onun ve yanı başında gene vurularak öldürülen Nail Karaçam (Panço)'ın mezarı başında buluşan arkadaşları kahpe saldırılarla arkadaşlarına kıyanların uzantılarının gözleri önünde antlarını yinelediler.

ulusalodak özel haber


11 EYLÜL’ÜN YILDÖNÜMÜNDE  YANITLANMAYAN MEKTUP

Atila Sarp

“George W.Bush                                                                                    Ankara 16.09.2010

 ABD Başkanı – USA

68’li Bill’den sonra mektup yazdığım ikinci Amerikalısınız. Bill, elden verilen mektubumu okudu mu bilmiyorum ama asgari ölçüde 68 değerlerine uygun davranmasının karşılığında ilginç bir suikaste uğradı. Monica bombasıyla yaralandı, şimdi Hillary bombardımanı altında.

W.Bush,

Kurduğunuz kağıttan şatoların iskambil kağıdı gibi devrilişinin altında kalan acıları en iyi bizler yani tüm ömrü acı ve sıkıntılar arasında geçmiş yoksul ülke aydınları anlarız. Bizim gözlerimizden yaşlar pınar gibi akar ve acılarımızı ortaya gürül gürül dökeriz.  O acılarla birlikte yürüttüğümüz yaşamımızı ozanlarımız dile getirir. Acıyı bal eyleriz.

Bush., Dünya senin iki görüntünü anlamaya çalışıyor: ... devamı


TÜRK GENEL DEVRİMİNE KARŞI OLAN CEMAATLAR, 17 Eylül 2010

Atila Sarp

Devrimin başarılması ile birlikte Cumhuriyet yönetimi Osmanlı'dan bakiye, feodal yapının siyasi taklitçisi "toprak rejimi"ne el atmaya başladı. İlk iktisat kongresinde de konu tartışıldı.

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması stratejik olarak doğunun sağlam bir zemine oturmasını gerektiriyordu. Yeni kurulan Sovyetler ile ve İran ile sınırlarda büyük sorunlar aşılmıştı. Ancak Doğu'nun nüfus yapısının karmaşıklığı ve geri çekilen Güneydoğu bölgesinde Arap-İngiliz işbirliği tehdit oluşturuyordu. Bölgenin iktisadi yapısı, toprak rejimine bağlıydı ve topraklar ağa, bey, aşiret yapılanmasının elindeydi. ..devamı


TÜRK  GENEL  DEVRİMİ  SÜRECİNDE  12  MART  

Atila Sarp

Tarihi olan bir toplumun herhangi bir döneminin yok sayılması, tarih zincirinin kopmasına ve gelecek kuşakların doğru bilgilenmesinin engellenmesine yol açar. Bu nedenle yakın tarihimizi devrimimizin başarıldığı 1919-23 den bu yana ayrıntılı almak, ama aynı şekilde de toplumsal değişim olan devrimin feodalite, derebeyi,tefeci bezirganlık yerine modern üretim biçimlerinin başladığı tarihten bugüne getirmek gereklidir. 1700’lerde başlayan Osmanlı coğrafyasındaki Türk Genel Devrimi, 2000’li yıllarda tamamlanma noktasına gelmiş bulunmaktadır. İçinde yaşadığımız 1950 yılından bu günlere gelen süreç birbirinden ayrıldığı takdirde bizleri düşünsel karmaşıklığa düşürecektir. Bu nedenledir ki tıpkı 1930-40’ların unutturulmaya çalışıldığı gibi, bütün karşı devrimciler söz birliği yapmışçasına 1960-70’leri unutturmaktadırlar. Daha da kötüsü bu iki tarihi zincir yok sayılarak, ... devamı


TÜRK GENEL DEVRİMİNİN TAMAMLANMASI VE CUMHURİYET REHABİLİTASYON MERKEZLERİ (Abdurrahman Dilipak'a)

Nisan 2010

Adalet terazi ile simgeleştirilir. Yeni sayısal terazi ile değil, söz konusu olan iki ayrı kefesine ağırlık konulan artık kullanımdan kalkmış olandır. Her iki yana da eşit ağırlıkta ürün koymazsanız terazide denge olmaz. “Zira (çünkü) bu terazi bu sıkleti (ağırlığı) tartmaz” sözünün gerçekleştiği günlerdeyiz.

(Din Baronu) büyük İslamcı(!) yazar ne demiş:

Daha tutuklanması için sırasını bekleyen yüzler değil, binlerce isim var. İnce ve uzun bir yoldayız. Sabır, kararlılık ve cesaret gerek. Gelinen noktaya bir gün mutlaka gelinecekti ve gelindi. Benden söylemesi. Bundan sonrası için herkesin daha dikkatli olması gerek ...devamı


TEKEL DİRENİŞİNE ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Atila Sarp

Tekel İşçilerinin direnişi işçilerin tarihinde yeni bir halka. Tekel Direnişi başladığından bu yana ilgi odağı olmayı şunlardan dolayı sürdürüyor:

1-AKP’nin 7 yıllık iktidarı, iktidar karşıtı eylemleri  ustalıkla ele aldığını ve sonlanmasını kendi çıkarına uygun sağladığı süreçlerden geçmiştir. Tekel Direnişi bu gidişe dur deme noktasına iktidarı ve ülkeyi getirmiştir. “Tek Lider” sürecinde koşar adım giden Başbakanı sinirlendiren esas neden  budur.

2-Sendikalar 1980 sonrasında sayısal azlığa uğradı. Sendika ağaları ve sendika bürokratlarının oluşturduğu “Türkiye Sendikal Aristokrasisi” eliyle de kasaları boşaltıldı. Bunun sonucu üyelerini “grev aylığı, direniş aylığı” olarak destekleyecek güçlerinin kalmaması oldu. Bugüne dek Tekel İşçi Direnişi sendikal yapı dışındaki destekle yaşatılabildi. Bu nedenle de direniş işçileri kendisini destekleyenlerle daha çok içli dışlı oldu. Sendika kasalarının dolu olduğu bir dönemdeki,...devamı


TÜRK GENEL DEVRİMİNİN TAMAMLANMASINI TEHDİT EDEN GAYRİ NİZAMİ HARP-ASİMETRİK SAVAŞ- SÜRECİ  damataşı

Atila Sarp

2009 yerel seçim sonuçları, bütün sözde aydın beklentilerine karşın AKP iktidarının oylarını ciddi oranda düşürdü. İlk Genel seçimlerde AKP’nin sandıkta yenilmesinin ışığı görülmüştür. Bunu kendisi de gören AKP seçimi kazanmak için her türlü hileye başvurmakta duraksamayacaktır. Yasaları buna göre düzenleyen AKP’nin kazanacağı bir seçimin meşru olmadığının ilanı ve böylesine bir seçim sonrasında ülkenin büyük bir iç kargaşaya düşeceğini görmemek için ise kör olmak gerekir.

AKP iktidarının emperyal projeleri uygularken uğradığı sert muhalefet umut vericidir.Meclis aritmetiğini bozacak gelişmeler vardır. ...devamı


TÜRKİYE  “GAYRİ NİZAMİ HARP” ALANI HALİNE GELMEYECEKTİR - damataşı

Atila Sarp
Ortalık gene toza dumana bulandı.

2009 seçim sonuçları, başta AKP, CHP,MHP’nin darbeci liderlerinin “siyasal partiler yasası” ile kurdukları  sandıkta yönetim çetesinin gizli koalisyonuna büyük bir yanıt verdi. Hiçbir partinin oylarını (Saadet Partisi hariç) hem de yerel seçimde öyle ciddiye alınacak oranda artırmadı ama, bütün “aydın(!)     beklentilerine karşın AKP iktidarının oylarını ciddi oranda düşürdü. ...devamı


EMEKLİ  YURTTAŞLARIMIZIN TEMEL SORUNLARI

Atila Sarp

Ülkemizde 68 milyon 704 bin 941 kişi sosyal güvenlik sistemi içinde bulunuyor. 2009 yılında 7 milyon 678 bin 314 kişi emekli yurttaşımız var. Nüfusumuzun her 10 kişiden birisi emekli. Yetişkin nüfuzumuzda ise bu oran oldukça yüksek.Hem genç toplumuz. Hem de yetişkin nüfusunda büyük bir emekli oranına sahibiz.  1.8 çalışan insanımıza 1 emekli düşüyor.AKP iktidarlarının çalışan nüfusu artırıcı politikalardan uzaklaşması felaketi artırıyor.

1984 yılında en üst düzeyden prim ödeyerek Bağ-Kur emeklisi olan bir ...devamı


İŞÇİ SINIFI HAREKETİNDE YENİ GELİŞMELER - damataşı

Atila Sarp

Eski bir toplumdan yeni ve modern bir topluma geçişin süreci, yıkılan eski toplumun yaşadığı süreç ile doğru orantılıdır.

500 yıl egemen olmuş bir sosyal düzeni kökten değiştirme mücadelesi yüz yılları alabilir. Türk Genel Devrimi bu açıdan da en az 250 yıllık bir süreci kapsamaktadır.

Yıkılanın yerine yeninin getirilmesini hangi sosyal güçlerin yapacağı önemlidir. Daha önemlisi ise yeni ve devrimci sosyal güçlerin kılavuzunun hangi sosyal güç olacağıdır. ...devamı


TÜRK GENEL DEVRİMİ - damataşı

Atila Sarp

Türkiye’nin aydın öncüleri 1990’lı yıllarda karşıdevrimcilerin kazanımlarının bir var olup olmama kavgasını getireceğini söyledikleri ve buna göre davrandıklarında “söylem birliği”ni yaratamamışlardı.

Üstelik, giderek yurdun bağımsızlığı ve ulusun birliği için çeşitli görüşlerden insanları bir araya getirmeye ve onlarla birlikte davranmaya başlayınca büyük bir aydınlar topluluğunun haksız tepkisi ile karşılaştılar.

Çeşitli dönemlerde özellikle 60-80 yılları arasında tam bir sağ-sol, devrimci-ülkücü, komünist-faşist kamplaşmasında yer alanların söyleşilerde, açık oturumlarda, toplantı ve yürüyüşlerde eylem birliği içine girmeleri bu tepkiyi kamçılıyordu. Bir ulusun siyasal kamplaşmalar yerine birlik ve dayanışmayı öne almasından ..devamı


NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİNDE YOĞUN ETKİNLİKLER

Ankara da Karanfil sokak No.58'de açılan Nazım Hikmet Kültür Merkezi canlı ve çok yönlü bir dinlenme, kültür alışverişi, toplantı ortamını sunuyor. Resim sergileri, keman dinletisi, koro, söyleşiler ve canlı bir kafeterya ortamı yeni bir kültür merkezi olarak Ankara'lıların hizmetine girmiş durumda.

ANKARA KULÜBÜ DERNEĞİ ETKİNLİKLERİ

"Ankara'nın en köklü sivil temsilcisi" sloganı ile 2009 yılını yoğun bir etkinlikle dolduran Ankara Kulübü Derneği,  "Bir Ankaralı Gözüyle Atatürk ve Devrimleri" konulu Orhan Karaveli söyleşisi etkinliğini yoğun bir ilgi altında 12ralık 2009 günü Abidinpaşa Köşkü'nde sundu.

Orhan Karaveli'nin Ankara ile Atatürk'ü bütünleştiren canlı söyleşisi, "Seğmenler" gerçeği üzerindeki görüşleriyle daha da ilgi çekti. Etkinlik sonunda Doğan Kitap tarafından yayınlanan ve yoğun ilgi gören "Ali Kemal, Sakallı Celal" kitaplarını imzalayan  "Seğmenbaşı Halil Ağa Torunu Ankaralı" Orhan Karaveli'ye, "sen bir Seğmen torunu köklü Ankaralı, ben bir Efe torunu ege kökenli doğma büyüme Ankaralı" olduğunu belirten Atila Sarp Murat yayınevi tarafından yayınlanan "Yaşadığım Ordu" kitabını imzalayarak verdi.

27 MAYIS DERNEĞİ YÖNETİMİNİN BİRLEŞTİRME GİRİŞİMİ

27 Mayıs MDD yönetimi son günlerdeki gelişmeleri değerlendiren bir toplantı yaparak AKP iktidarından Türkiye'nin bir an önce kurtulması, DTP'nin kapatılmasına yol açan ve son günlerde artan gerilimli ortamın sağlıklı bir seçim süreci ile aşılması konusunda başta ana muhalefet partisi olmak üzere ilgili kurumları "birleşme" konusunda ikna edici bir çalışma içine girilmesini kararlaştırdı.

SEÇİM ANKETLERİNDE SON DURUM

Ulusalodak'a gelen bilgilerin derlenmesi sonucunda şu anda bir seçim yapılsa oy dağılımı:

AKP                % 28

CHP                % 16

MHP                % 20

DP                  % 6

SP                  % 3

AYRILIKÇILAR    % 5

MEZHEPÇİLER    % 2

SARIGÜL           % 2

DSHP               % 2 

KARARSIZ SOL   % 8

KARARSIZ SAĞ   % 6

Ulusalodak değerlendirmesi:

1-Seçimlerin 2010 Mart'ında yapılması büyük olasılıktır.

2-CHP birleştirici bir yönetim ve özellikle Sarıgül, Cevizoğlu, Büyükerşen faktörleri ile Ergenekon sanıklarını aday gösteren böylelikle büyük bir sinerji yaratan bir politikayı uygulayarak seçimlere gitmediği takdirde, çökmekte olan AKP iktidarının yerine içinde AKP'nin bir kanadının da olduğu "2010 Milliyetçi Cephe İktidarı"nın MHP tarafından kurulması en büyük olasılık olarak görülmektedir.

ulusalodak özel haber


TEKEL İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA

Atila Sarp

Tekel işçilerinin 14 Aralık 2009 günü yaptıkları direniş sürüyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Balıkesir, Diyarbakır, Adıyaman, Samsun, Batman illeri başta olmak üzere Tekel'in üretim birimlerinde bütün yurtta direniş var. İşçiler yürüyüş ve çeşitli eylemlerle taleplerini dile getiriyor. Kapatılan fabrikalarına sahip çıkıyor, protesto için eylemler düzenliyor.

Genç Cumhuriyetin binbir çaba ve seferberlikle kurduğu, emperyalistlerin elinden milli savaş sonrası son kuruşuna kadar parası ödenerek alınan TEKEL, emperyalizmin işbirlikçisi iktidarlar eliyle özelleştirilerek yabancılara satılıyor.

Özelleştirme yoluyla bize yansıyan "küreselleştirme" nin yansıması bu. "Sol" görünümlü CIA ...devamı


İKNA HEYETİ ÇALIŞMALARI
Cumhuriyet Halk Partisi kurultayı yaklaşıyor. Bu kurultay süreci Cumhuriyet Halk Partisi için hayati önemde. Bunun farkına varan CHP Genel Başkanı, daha önceki "Onursal Başkanlık" önerilerine uzak kalmadığını gösteren bir uygulama içinde bulunuyor.

İstanbul İl Başkanı'nı tarafından ipuçları verilen bu çalışma ile CHP, "Genel Sekreter" etkinliğinden "Yetkili Genel Başkan Yardımcıları" sürecine giriyor.

Genel Başkan'ın yetkilerini kendilerine verilen ve çerçevesi belli konularda kullanacak olan "Genel Başkan Yardımcıları" ile Genel Başkan yetkileri yaygınlaştırılmış, daha çok inisiyatifle ilişki kurmada esnekleştirilmiş bir merkezi yapı amaçlanıyor.

Bu sırada ise çeşitli kişi ve kuruluşlar tarafından CHP Genel Başkanı'na:

1-Cumhuriyet Halk Partisi'nin önümüzde iki üç ay içinde yapılacak genel kurulunda Parti Meclisi ve genel merkez organlarının CHP'nin iktidar için gerekli oyları almasını engelleyecek çeşitli siyasal parti, siyasal inisiyatifleri kapsayacak temsilcilerle yeniden yapılandırılması konusunda öneride bulunmak,

2-1957 ve 2007 Milletvekili Genel seçimlerinde örnekleri olduğu üzere, "hukuksuzluk" labirentine sokulmuş "ergenekon davalarının" sanıklarının en azından belirli inisiyatifleri temsil eden parti, medya, platform ve dernek yöneticilerini seçilecek yerlerden göstererek yıllarca sürecek "hukuksuzluk labirentinden" kurtarma demokratik refleksini göstermek,

3- Kamuya mal olmuş, AKP karşıtı politikalarda CHP dışında da muhalefet yapmış kişilerle görüşmek ve onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak,
konusunda "ikna" edici bir görüşme yapmak konusundaki çalışmalar bütün hızıyla sürüyor.

İkna Heyeti çalışmalarının birinci ayağı CHP, daha sonra MHP ve diğer partiler olarak sürdürülecek.

ulusalodak özel haber


YAŞADIĞIM ORDU

Atila Sarp, Murat Kitabevi, 258 syf

" Yaşantımdan örnek göstererek ya da yaşadıklarımın öyküsünü ekleyerek yaptığım siyasal söyleşilerde, dost toplantılarında "kişisellik yapma" ya da "egosantirik-benmerkezci" olma eleştirileriyle sıkça karşılaşırım. Sosyal-siyasal yaşantısı dopdolu, hele benim ki gibi oldukça aşırı dolu olan insanların sıkça karşılaştığı bir durumdur bu. Yapana göre haklı bana göre haksız bir eleştiridir. Bana göre doğrudur, çünkü yaşadıklarım ve anlattıklarım "kişi"sel olarak bana ait değildir. Bu nedenle kendi kendime de "kişilerin ne yaptıklarını anlamak tarihin daha iyi anlaşılmasını sağlar" diyen düşünürün sözlerini yineler dururum."

İçindekiler: Rüstem Efe, Çetecilik ve İşgal Yılları, Ordudan Çıkarılma, 21 Mayıs Olayları, Ordu Kılıcını Attı, Yeniden Askeri Cezaevi, Top ve Füze Okulu, Darbeye Hazır Ortam, Savaşa Doğru, 12 Eylül 1980, Ateşi ve İhaneti Birlikte Gördüm


*KÜRŞAT ÖZTÜRK Adına ağaç dikimi
68 Kuşağının öncü isimlerinden Veteriner Hekim Kürşat Öztürk adına ölümünün 1. yılında 19 Kasım 2009 günü arkadaşları tarafından ağaç dikimi yapıldı.
*DAYANIŞMA
Vakıf ve dernek dışı yeni bir örgütlenme arayışında olan 68'liler Habip Çalışkan'ın çağrısı üzerine toplandılar. Ermenekliler Lokali'nde yapılan yemekte Atila Sarp konu üzerine görüşlerini aktardı ve yeni kitabının tanıtımını yaptı. Mersin'den toplantıya katılan Selçuk Şahin Polat "Mahşerin Beyaz Atlısı" kitabı üzerindeki tartışmalar ve Mersin'deki 68'liler Birliği Vakfı çalışmaları konusunda bilgi verdi.
*27 MAYIS LOKALİ İKİNCİ KEZ MÜHÜRLENDİ
Binlerce ruhsatsız işyerinin faaliyetini sürdürdüğü, her türlü yolsuzluk ve sahtekarlığın kol gezdiği, halkın vergisi ile yapılan Gökkuşağı,Samanyolu,Demir Kafes,Kızılay Binası başta olmak üzere on yıldır hiç bir işe yaramayan yatırımlara 1 Milyar Dolar döken Ankara Belediyesini seyreden Ankara Valiliği kendi aralarında sohbet ortamı için lokale sığınan 27 Mayısçılara içlerindeki "ihbarcı"ların aklına uyarak ikinci kez kapatma kararı verdi.
*ERGENEKON DEMOKLES'İN KILICI
Ergenekon dava sürecindeki yasa dışı uygulamalar insanların günlük yaşantısını etkilemeye devam ediyor. Telefonlarının dinlenmesi araçlarının takibi evlerinin fotoğraflanma korkusu kabus gibi insanlarımızın üzerine çökmüş durumda.
ulusalodak özel haber


TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ VE DR.HİKMET KIVILCIMLI

İstanbul merkezli kurulan Sosyal İnsan Yayınları'nın “Sosyal Tarih Dizisi” 5. Kitabında Doktor Hikmet Kıvılcımlı ile Türkiye Komünist Partisi ilişkilerini ele alıyor.

Özenli bir baskı ile yayına hazırlanan kitap, yayınevi notu, önsöz, içindekiler, giriş, ekler, kaynakça ile birlikte toplam 384 sayfa.

Cenk Ağcabay tarafından yayına hazırlanan yapıt, Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın yaşamı, siyasal mücadelesi hakkında ayrıntılı bilgiler vermekle birlikte esas olarak Kıvılcımlı’nın 1940 yılına kadar olan siyasal mücadelesini esas alıyor.

Yoğun bir çalışmanın ürünü olan kitap bu siyasal mücadele içinde Türkiye Komünist Partisi ile Doktor’un ilişkilerini belgelerle ve söyleşilerle ortaya koyuyor. Yaşadığı süreçte Doktor'la ve Doktor'un “orijinal-yerli” görüşleriyle hiç barışmamış onlarca kişi kaynakçada yer alırken, görüşülenler  arasında Fuat Fegan, Doğu Perinçek, Atilla Türk, Orhan Aydın, Ahmet Camuşçuoğlu, Selahattin Okur, Demir Küçükaydın, Sarp Kuray’ın olmaması büyük eksiklik....devamı


TÜRKİYE  “GAYRİ NİZAMİ HARP” ALANI HALİNE GELMEYECEKTİR

Ortalık gene toza dumana bulandı.

2009 seçim sonuçları, başta AKP, CHP,MHP’nin darbeci liderlerinin “siyasal partiler yasası” ile kurdukları  sandıkta yönetim çetesinin gizli koalisyonuna büyük bir yanıt verdi. Hiçbir partinin oylarını (Saadet Partisi hariç) hem de yerel seçimde öyle ciddiye alınacak oranda artırmadı ama, bütün “aydın(!)     beklentilerine karşın AKP iktidarının oylarını ciddi oranda düşürdü.

Türk siyasal yaşamı böyle sonuçlanan seçimlerin ardından gelen “parlamenter” transferlerini çok yaşamıştır. Beklenen süreçte bu olmalıydı. Seçimlerden yorgun çıkan, Ankara’nın çalışma ortamından bunalan parlamenterlerimiz, kendilerini tatil bölgelerinde oluşturdukları dinlenme yerlerine atarlar.Başlarlar siyasal konularda “beyin jimnastiğine”. Ele alınan konular Ankara da meclis çalışmaları sırasındaki günlük sabah yürüyüşleri gibi olmaz. Bu yürüyüşlerde olur olmaz tanıyan ya da tanıdık kişiler “sabahleyin filanca milletvekili, bakan, parti başkanı ...devamı


29 MART 2009 SEÇİMLERİNİ BİR BAŞLANGIÇ OLARAK ELE ALMAK

www.ulusalodak.net

“2009 Mart Yerel Seçimlerinde Ne Yapmalıyız” da belirttiğimiz gibi AKP bir ittifaklar manzumesiydi.

Tanınmış ve Temmuz 2007 seçimlerini en doğru tahmin eden “sol” araştırmacı AKP “%48” diyordu.

AKP için ve özellikle Erdoğan için beklenti %47’leri bulmak ve Anayasa değişikliklerini seçimlerin vereceği büyük destekle hızlıca meclisten geçirmekti.

Genel Merkez böyle bir şölenin işaretini verecek şekilde donatıldı. Erdoğan konuşmasını bile hazırlamıştı :

“Büyük Türk Milleti bizim politikalarımızı büyük çoğunlukla destekliyor, durmak yok, yola devam, şimdi köklü Anayasa değişikliğine başlıyoruz” içerikli bir büyük konuşma olacaktı bu.

Ama seçim sonuçları alındıkça AKP Genel Merkezini derin bir sessizlik alırken, büyük coşku ile Genel Merkeze toplanmaya hazır Ankara’nın dört bir yanında seçimler biter bitmez “fırlayacak” hale getirilmiş bindirilmiş birlikler evlerine gönderilmeye başlanmıştı...devamı


27 MAYIS 1960 BİR FIRSATTI

Cumhur UTKU

24 Haziran 1960 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan törende Milli Birlik Komitesi üyesi 38 kişinin her biri şu yemini etmişti:

“Bir karşılık beklemeden, ahlak, adalet, hukuk ve insan hakları prensiplerinden ve vicdani kanaatlerimden başka bir sınırla bağlı olmaksızın, kendimi Türk Milletine adadım. Vatanın ve milletin mutluluğuna ve milletin egemenliğine aykırı bir ülkü gütmeyeceğim. Demokratik Cumhuriyeti yeni Anayasaya göre düzenlemek ve iktidarı yeni Meclise devretmek ülküsüne bağlılıktan ayrılmayacağım. Bunun ...devamı


“BİR MİLLET UYUYORSA, UYANDIRMAK KOLAYDIR.  UYUMUYOR DA UYUYOR GİBİ YAPIYORSA NE YAPSANIZ NAFİLE,  UYANDIRAMAZSINIZ!”  (Indra Ghandi) 

NEREYE GİDİYORUZ-QUOİ VA DİS ?    NE YAPMALI- WHAT'S TO BE DONE?

Bu sorularla yaşantımız boyunca ardı ardına karşılaştık.

1959 yılıydı, 1960 Nisanı karanlıktı.

1970 yılıydı, 1970 aralığı karanlıktı.

1980 yılıydı, 1970 ağustosu karanlıktı.

1990 yılıydı, 2000'lerde karanlık başladı.

2009 dan birkaç gün aldık. Karanlık ve soğuk bir kışı yaşıyoruz.,

Roma çürümeye başlayınca soylu düşünürler "nereye gidiyoruz" diye sormuşlar.

Devrim öncesinin bolşeviklerine "ne yapmalı" sorusuna yanıt gelmiş liderlerinden.

Ulusal Önderimiz "manzara-i umumiye- genel görünüm" diye saptama yaptıktan sonra Büyük Türk Devrimini gerçekleştirmiş, tamamlamaya çalışıyoruz.

Nereye gidiyoruz? sorusuna olumsuz yanıt verenler olacaktır. Biz vermiyoruz.

Tarihin bizi yönelttiği, ulusal önderimizin hedeflediği kaçınılmaz bir sona gidiyoruz.

Karanlığın olmadığı, bağımsızlığımızın tartışılmadığı, ulusal önderimizin devrimin tamamlanması ile tarihteki esas yerini aldığı, yurttaşlar olarak başımız dik ve onurlu yaşadığımız bir sona doğru gidiyoruz.

Ulusunun kaynaklarını yok edenlerin, yurduna ve ulusuna değil ceplerine avro-dolar dolduran efendilerinin köpekliğinin saygı görmediği başlarının yerde, yumuşakça gibi süründükleri günlere doğru gidiyoruz.

Ne yapmalıyız.

Büyük Türk Devrimi'nin adım adım tamamlandığı bir dönemde ayakları yerden kesik çığlıklar atmamalıyız.

Ailemizden, işyerimizden, kurumumuzdan içeri hırsızlığı sokmamalıyız.

İçinde bulunduğumuz kurumlarda oturduğumuz koltuğa yapışmamalıyız.

Elimize geçirdiğimiz kurumların tepesinde çetemizi oluşturup, bize inananları aptal yerine koymamalıyız.

Türk Ordusu'nu esas iç düşmanlarına değil bu ülkenin en dinamik, en yurtsever, en namuslu ve en özverili gençliğine saldırtan 12 Mart ve 12 Eylüllere bakıp her türlü melaneti yapan sivillerin(!) çamaşır makinesi haline sokulmasının getirdiği yıpratmaya yeni bir kötü ve acı deney yaşatacak yola sokmaya çalışmamalıyız.

Kendimize ve ulusumuza güvenmeli, "tek kişi bile olsak" Büyük Türk Devrimi'nin tamamlanması ile yaptıklarının sonu gelecek olan karşıdevrimcilerin ayak oyunlarına gelmemeliyiz.

Sonlarını görmenin telaşı ile nelere sarıldıklarını, nelerden medet umduklarını ve yakın bir zamanda kendi yarattıkları yoksulluk, ahlaksızlık, inançsızlık, ikiyüzlülük, çıkarcılık bataklığında boğulacaklarını görmeliyiz.

Ne yapmalıyız.

2009 kışının soğuk ve karanlık olduğunu görerek, "Sabih Kanadoğlu" gibi soğukkanlı, kararlı, inançlı ve dik durmalıyız.

Atila Sarp


EDİLEN YEMİNE SADIK KALMAK (AHDE VEFA)

Cumhur UTKU, E.P.Alb.(1967), 11 Ocak 2009

Bütün emekli subay ve generallerin dün Beşiktaş adliyesi önünde olmaları ve “Mustafa Kemal içimizde!” diye haykırarak, hukuksuzca hapse atılmış Harbiyeli silah arkadaşlarına yapılan uygulamayı telin etmeleri gerekmez miydi? Beşiktaş’a gidip çok az bir buluşmayla karşılaşarak hayal kırıklığına uğrayan arkadaşlarımdan özür dilerim.

Orgeneral Kemal Yavuz, Orgeneral Tuncer Kılıç ve diğer muvazzaf ve emekli askerlerin gözaltına alınmasını ve aylar önce tutuklanıp zindana atılmış komutan ve devre arkadaşımızın hastalıklarla pençeleşmesine tepki böyle olmamalıydı. Herkes birbirinden hareket beklemeden tepki göstermeliydi. Partili militan gibi değil, Ordusunun arkasında olan bir asker gibi, askerinin arkasındaki bir..devamı


ERGENEKON DAVASININ PERDE ARKASI KAÇ YIL SONRA ORTAYA ÇIKACAK

Ulusalodak Dergisi

Türkiye de yıpranan hükümetlerin savcılarınca yapılan toplu  tutuklamaların perde arkası ancak yıllar sonra ortaya çıkar. Türkiye devrimci gençlik hareketinin en önemli bir tutuklamalarından birine ilişkin notları okurlara ulaştırıyoruz.

"...ŞAİBELİ TUTUKLANMALAR

Bu ortamda 17 Ekim 1970 tarihinde DEV-GENÇ’in V. kurultayı yapılacaktı. Normal olarak Atila Sarp başkanlığındaki bir önceki yönetim (Atila Sarp, Ruhi Koç, Tuncay Çelen, İrfan Uçar, Ergün Aydınoğlu, Ahmet Bozkurt, Oktay Etiman, Nurettin Öztürk ve Hüseyin Onur) yeniden aday olacak ve  ...devamı


KÜRESEL SERMAYENİN TEKELLEŞME PLANI

Necmi ÖZNEY

Çin ve Hindistan gibi ülkelerin ABD kapitalizmini örnek alarak yaptıkları çılgınca üretim ve bu durum karşısında Batı'lı büyük sermaye sahibi, sayıları 100 ü aşmayan ailenin duyduğu tedirginlik küresel krizin tetikleyici unsurlarından biridir.

Her sermaye sahibi, yatırımını elbette kâr etmek için kullanır. Kâr edebilmenin ilk basamağı üretilen malın pazarlanması ve satılmasıdır. Çin'in kapitalist sisteme dâhil olması ve dünya'da üretilen her malın Çin'de de üretiliyor olması, Batı'nın bu konudaki hedefini ve ezberini bozmuştur. İmalat ve genel ...devamı


YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

Ulusalodak Dergisi

Yeni yıl kutlamaları sevgiyle, umutla, iç açıcı sözlerle olmalıdır.

Dik duranlara, omurgalılara, yolundan dönmeyenlere ufukta ışıklar var ise bunu göstermelidir.

2009 geleceğe umutla yürüyenlerin, 2008'de yeni doğan bir bebeği görenlerin, yürüyen bir çocuğun elinden tutanların, bir çiçek demetini dostuna götürenlerin, bir küçük ağacı toprağa dikenlerin,

dostunu yakınını sağlıkta ve hastalıkta yalnız bırakmayanların, yüreğine dostluk, çevresine sevgi dağıtanların yılı olacaktır. Uzun uzun araştırmaya gerek yok. 1971,1980,28 Şubat'ları ...devamı


Büyük Türk Devrimi'nin aydınlarından, vurularak öldürülen Ahmet Taner Kışlalı'nın 68 kuşağı'nın Ankara Basın Yayın Yüksek Okulu-şimdiki İletişim fakültesi- öğrencilerinin yakından tanıdığı okul müdürü Nermin Abadan Unat ile ilgili dergimize iletilen  yazısını okurlarımıza sunuyoruz.

Niçin Kemalist'im?

A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet , 15 Kasım 1992 ( Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği)

Öykümüz Kurtuluş Savaşı yıllarında başlar. Bir film senaryosu olacak kadar ilginç ve anlamlıdır. Kahramanlarımızın ilki, Paris - İstanbul arasında trenle mekik dokuyan genç bir Türk işadamı... Macaristan'da genç bir bayanla tanışır. Bir yıl sonra aynı yere yeniden gelir, ona evlenme önerir ve evlenirler.

zmirli işadamı, olayı ailesine açamaz. Macaristan'da bir kızı olur. Nermin adını verdiği kızı 5 yaşına geldiğinde, bir gün babasına kızının resmini gösterir: 

- İşte baba, bu senin torunun!... 

İzmirli işadamı yaşama gözlerini yumduğunda, en büyük dileği, Macaristan'da büyümekte olan kızının birgün Türkçe öğrenmesidir. Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden...devamı


BİR YANIM ARTIK ALMANYA'DA

Atila Sarp

5 Kasım-9 Aralık günlerini Almanya'da geçirdim.

İlk kez Almanya'ya 1991 yılında yakınlarımı görmek için gitmiştim. 1992'de bir kez daha kısa bir gidiş geliş yaşadım. Her iki gezimde de anımsamak istemediğim denli üzülmüştüm, çeşitli nedenlerle Türkiye'den uzak bir yaşantıya giren dostlarıma ve yakınlarıma. Alman yönetim erkleri ve almanların gün..devamı


BAYRAMINIZ  KUTLU  OLSUN

www.ulusalodak.net

İbrahim Peygamber gördüğü rüya üzerine oğlunu yere yatırıp kurban ederken ona oğlunun yerine kesmesi için koç indiriliyor. Çeşitli din ve kültürlerde yer alan kurban kesme, insan yerine hayvan kanı akıtma yüzlerce yıldır uygulanıyor. Gereksinmelerini karşılayan, kişilere, kurumlara ve devlete borcu olmayan, bir köşede de birikimleri olan kişilerce, bu durumda olmayanlara dağıtılmak... devamı


SİYASİ İRADE NEREDE?

Cengiz ÖNAL

Toplumun önemli bir kesiminde büyük bir huzursuzluk var. Yetmiş milyonu aşkın nüfusuyla bölgesinde önemli bir güç olan Türkiye'yi yöneten hükümetler, dünyada olup bitenleri izleyerek, geleceği iyi okuyabilmeli ve buna göre de, gerektiğinde radikal kararlar alabilmeli.

Dünyayı sarsan ekonomik krizvatandaşımızı sokağa çıkamaz duruma düşürdü. Sanayici... devamı


DTP, AÇIK VE NET KONUŞMALI

Sabahattin TALU

DTP artık net bir karar vermeli ve ne istediğini tam olarak ortaya koymalıdır. DTP’nin tam olarak ne istediği anlaşılamamıştır ki, bu konuda henüz kamuoyunda net bir yargı da oluşmamıştır/oluşamamıştır. Buna ilişkin olarak, DTP’liler de çoğu zaman, “Hala, bizi anlayamadıklarını söylüyorlar” diyerek, güya bundan şikâyet ettiklerini dile getirmişlerdir. Siz, televizyonlara çıktığınızda, son derece... devamı


Üzerinde yoğun tartışmalar olan "Mustafa" filmi  üzerine yazılanlardan okurlarımıza içeriği teknik bilgilerle dolu olan Mustafa Altıoklar 'ın yazısını iletiyoruz. ulusalodak

"Mustafacan" HAKKINDA HERŞEY..."

Can'ı tanırım. Uzun yıllara dayanan bir sevgi vardır aramızda -sanırım karşılıklı-. Bilirim ki Can'ın içinde kötülük yoktur.Şairin dediği gibi "vallahi yoktur".Mesele sinema dilini bilmemesinden... devamı


KÜRŞAT ÖZTÜRK’Ü YİTİRDİK

www.ulusalodak.net

19 Kasım 2008 günü 68 kuşağının öncü gençlerinden, Veteriner Hekim Kürşat Öztürk'ü (REİS) yitirdik.

Kürşat Öztürk 19 Kasım 2008 günü Karşıyaka'da toprağa verildi. 1948 Kırıkkale doğumlu Kürşat Öztürk Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğrencisi olarak 1967-70 yıllarında öğrenci örgütlenmelerinde yer aldı. 12 eylül döneminde gözaltına alındı, baskılara uğradı ve işsiz kaldı. "Sosyalist" olarak bulunduğu her yerde halkın sorunlarıyla ilgilenen Kürşat Öztürk, halka ve yoldaşlarına gösterdiği yakınlık ve sahip çıkmadaki özverisi nedeniyle "REİS" diye anılırdı. Ulusalodak, ağır bir hastalık dönemi geçiren Kürşat Öztürk'ü son yolculuğunda da yalnız bırakmayan ailesi, yakınları, dostları ve yoldaşlarına başsağlığı diler.


LAİK CUMHURİYET'İN DEĞERLİ ÖĞRETMENLERİ'NE

Cengiz ÖNAL

Hayatımda bir çok değeri borçlu olduğum öğretmenlerimin ve dolayısıyla da; emeklisi, çalışanı bütün Öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyorum.

Gönül  isterdi ki; yazıma öğretmenlerimizle ilgili oldukça güzel haberler ve gelişmelerden bahsederek başlayayım. Ama,böylesi bir şans asla elime geçmedi. Bu gidişle de geçebileceğini... devamı


DENİZ GEZMİŞ BÜYÜK TÜRK DEVRİMCİSİDİR

Ulusal Odak Dergisi

Deniz Gezmiş adı ile etnik milliyetçiliği bir araya getirenler onun Ali El-Verdi’nin karşısında sorguda söylediklerini okumuyorlar. Her 6 Mayıs'da duygusal anmaların yerine daha nesnel bir ortamda değerlendirilmesi ve Büyük Türk Devrimi’nin asılarak öldürülen bu genç militanının eyleminin nelerden etkilendiğini göstermesi bakımından okurlara sunuyoruz... devamı


2009 Yerel Seçimlerinde Ne Yapmalıyız? 2007 Seçimlerinden Anımsatma,

"HALK HAZIR SIRA AYDINLARDA"

Atila Sarp

Ulusal Savaş ve Yeniden Kuruluş Süreci

Ulusal önderimizin liderliğindeki kurtuluş savaşı sonrası dönem bir yana bırakılırsa, halk aydınlanmasının bilinçli bir biçimde köreltildiği onlarca yılı ardımızda bıraktık. Büyük Türk Devrimi’nin 1919...devamı


KOMUTANDAN TANZİM-DÜZENLEME ATIŞLARI SÜRÜYOR.

Ulusal Askeri Strateji-Ulusal Odak Dergisi

Topçuluk denildiğinde yeni kuşaklar haklı olarak futbolu anlamaktadır. Dünya çapında Türk Sporu’nun başarıları geleneksel sporumuz “güreş” den, “football”, ”basketball”, ”box”a dönmüştür. Olimpiyat şampiyonluklarıyla dolu “güreş” günlerine dönmemiz, sporumuzu bu yönde daha fazla geliştirmemiz gereklidir. Burada futboldan değil topçuluktan yani askeri bir disiplinden söz edeceğiz...devamı


ERTUĞRUL GÜNAY İSTİFA ETMELİDİR

Ulusal Odak Dergisi

Yerel Yönetim seçimlerine sadece 144 gün kaldı. Partiler kimleri Anakent ve Kentlerde aday göstereceğini bilinen yöntemlerle yapıyor.

Ulusalodak dergisi haberine göre Ertuğrul Günay da yoğun bir çalışma içinde ve yerel yönetimlerle ilgileniyor. Adı İstanbul Belediye Başkanlığında, Erdal Kalkan'ın da İzmir için geçiyor...devamı


22 Temmuz 2007 Pazar günü yapılan Milletvekili Genel Seçimi

Türkiye Geneli Kesin Sonuçları

 

3 Kasım 2002 Pazar günü yapılan 22.Dönem Milletvekili Genel Seçimi

Gümrük oyları dahil Türkiye Geneli Seçim Sonuçlar

www.ulusalodak.net


 

 

 

 

 

 

 

FÜZE KALKANINA  HAYIR

MİSSOURİ'ye Susanlar,

CENTO, NATO, SEATO'ya susanlar,

TUSLOG,AID,ÜSLER konusunda susanlar,

6.FİLO'yu namazla karşılayanlar,

Füze Kalkanı'nın yanında yer alıyor.

Füze Kalkanı Projesi çökmekte olan Amerikan Emperyalizminin yeni bir boyunduruğudur.

Bütün milli güçler sesini yükseltmelidir.  www.ulusalodak.net

CHP GENEL MERKEZİNDE ÇETECİLİK YENİLDİ

5 Kasım 2010

Kurtuluş Savaşı'mız özverili ve savaşçı Anadolu Çeteciliğini, özellikle Ethem Bey'in başında olduğu "Kuvay-ı Seyyare" yani "gerilla" güçlerini emperyalizme kesin ve öldürücü darbeyi vurmak için düzenli ordu da "Türk Ordusu"nda birleşmeye çağırdı.

"Çete" oluşumlarının tümü bu çağrıya katıldı. Çağrı'nın kendisini tasfiyesine inanan Ethem Bey kendisine bağlı birlikleri serbest bıraktı, kendisi katılmayarak trajik sona doğru gitti.

Türk Genel Devrimi'nin bu en önemli "çete-düzenli ordu" buluşmasından ders almayan "ayrılıkçı che-te'lerin yanında CHP içinde ders almayanların olduğunu yakın zamanda gördük.

Önder Sav'ın parti binasında yaptığı "çeteci" uygulamalar yargıya taşınmıştır.

Ulusalodak Özel Haber

KILIÇDAROĞLU'NA ZİYARET, Temmuz 2010

27 Mayıs Milli Devrim Derneği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na nezaket ziyaretinde bulundu.

Kılıçdaroğlu ile Başkan Hüseyin Avni Güler, Atila Sarp, Erdal Tüt, Mehmet Aydoğan'dan oluşan heyet üyeleri çeşitli konularda görüş alışverişinde bulundu.27 Mayıs üzerine yapılan sohbette 1961 Anayasası ağırlık konu olarak ele alındı. Menderes'lerin idamını kimsenin bugün istemediğini, bu talihsiz infazların 27 Mayıs Devrimi'nin zorunlu ortaya çıkışı ve getirdiklerini gölgelememesi gerektiği konusu üzerinde duruldu.

İsmet İnönü'nün " 27 Mayıs devrimcilerine "siz güçlü olduğu halde iktidarı seçimle sivillere bırakan bir askeri yönetim olarak tarihte mümtaz bir yer alacaksınız" sözü anımsatıldı.

Atila Sarp;  "Sayın Kılıçdaroğlu, oturmuş olduğunuz koltuğu 2.Atatürk olma amacıyla değil, O'nun devrimlerini tamamlamaya kararlı bir tutumla dolduracağınıza, "steril aydın ve arriviste politikacı" tuzaklarına düşmeden görevinizi yerinize getireceğinize inanıyor, sağlıklı ve başarılı çalışmalar diliyorum" satırlarını sunuş olarak yazdığı "Yaşadığım Ordu-Türk Ordusu Üzerine" kitabını Kılıçdaroğlu'na takdim etti.

Kılıçdaroğlu PKK saldırıları üzerine "yaşadığımız süreç büyük bir soğukkanlılıkla olayın üzerine eğilmeyi gerektiriyor" dedi. Atila Sarp "haklısınız, eğer hatalı bir politika yürütülürse Türkiye ultra reaksiyoner bir sürece girer, bu nedenle tutumunuzu destekliyoruz" dedi.

ulusalodak özel haber

ANKARA ATATÜRK LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ GENEL KURULU YAPILDI
Ankara Atatürk Lisesi Mezunları Derneği Genel Kurulu 21 Mart 2010 Pazar günü yapıldı. 2012 yılına kadar görevde kalacak olan yeni yönetim 24 Mart Çarşamba günü dernek merkezinde görev bölüşümü yaparak çalışmalarına başladı.

Yeni Görev bölüşümü için yapılan seçimler sonucu:

Yaşar Özgür Methibay, Başkan

Atila Sarp , Başkan yardımcısı

Varlık Beşli, sayman

Ali Fahir Kayacan, Genel Sekreter

Berkay Orhaner, Genel Sekreter yardımcısı, Süleyman Roman, Başkan Yardımcısı Hasan Alıcı, Sayman yardımcısı görevlerine getirildiler.

Yeni seçilen yönetim kurulu çalışma programı üzerinde görüşmelerde bulundu.

26 Mart 2010 günü Atatürk lisesi Müdürü Nedim Mandar’a bir nezaket ziyareti yapan mezunlar derneği yönetimi birlikte ne gibi çalışmalar yapacağı konusunda istişarelerde bulundular.

UĞUR  MUMCU  ANMA  ETKİNLİKLERİ VE ADINA AĞAÇ DİKİMİ

Bombalı bir suikast ile öldürülen Uğur Mumcu öldürülüşünün 17.yılında Çankaya Karlı Sokakta 24 Ocak 2010 günü anıldı. Daha sonra gömütü başında anma toplantısı yapıldı.

Daha sonra Hacımuratlı da Uğur Mumcu adına “gümüşi Arizona servisi” dikildi.

MUAMMER  AKSOY ADINA AĞAÇ DİKİMİ

Profesör Dr. Muammer Aksoy, silahlı saldırı sonucu öldürülüşünün 20. yılında, 31 Ocak 2010 Pazar günü Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kabri başında törenle anıldı. Önder Sav, Talay Şenol, Ozan Vural, Saim Sezen, Tuncay Alemdaroğlu’nun yaptığı konuşmalardan sonra protokola (!) “Muaammer Aksoy ile aynı cezaevinde yatan bir kişi olarak konuşma yapabilir miyim” diye soran ve protokolun dışında geniş anmaya katılanların “konuş” demesi üzerine Atila Sarp:

 “Burada yakınlarını, oğullarını gördüğüm Muammer Aksoy’u 1960 Devrimi’nin hemen ertesinde Kızılay’da yapılan toplantılarda tanıdım. Gür sesi ile, dal gibi bedeni ve kıvır kıvır saçları ile rüzgar gibi alanlarda eserdi. Her 28-29 Nisan anmalarında Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun düzenlediği mitinglerin en önde gelen konuşmacısıydı. 12 Mart desteklemiş olduğu devrimci gençlerle birlikte onu da cezaevine attı. Birlikte aynı koğuşta yattık. Daha sonra o beraat etti, biz ceza yedik. Yirmi yıl önce Bahçelievler'de yürürken evinde öldürüldüğünü duydum, koşarak evine geldiğimde yerde başından akan kandan koyu kırmızı göl duruyordu. Sonra neden vurulduğu üzerinde çok düşündüm. Muammer Aksoy 1990 yılında bugün çoğunun liberalleştiği İstanbul merkezli aydınların Dedeman Otelinde gerçekleştirdiği Demokrasi Kurultayında "141-142 ile 163’ü aynı kefeye koymayın. Birisi,141-142 fikir özgürlüğü ile ilgilidir, diğeri 163 rejim sorunudur. Cumhuriyetin temellerini yıkacaklara yol açar, buna aydınlar olarak destek vermeyelim" diye ardı ardına konuşarak, ısrar ederek uyarılarda bulundu. Dinleyen olmadı.  Bugün 163’üncü maddenin kaldırılmasıyla açılan delikten karşı devrim sürüleri girdi ve bugüne geldik. Anısı önünde saygı ile eğiliyoruz.” dedi.

Daha sonra Hacımuratlı'da “Muammer Aksoy adına “cedirus libanii-Lübnan Sediri” dikildi.

ulusalodak özel haber


VAHİT ÇINAR 1.YILINDA ANILDI
68 kuşağının devrimci öğrencilerinden Vahit Çınar ölümünün 1. yılında arkadaşları, dostları ve ailesi tarafından Karşıyaka'da gömütü başında anıldı.

Arkadaşları ile birlikte yediği yemekten ayrılan Vahit Çınar, Ankara'nın otoban haline getirilen yolunda süratli seyreden bir aracın çarpması ile kaldırıldığı hastanede yaşama gözlerini kapamıştı. Kazayı yapan genç bayan şoför 2 yıl hapis cezası aldı.
68'liler Derneği Başkanı Mete Dural katılanlara saygı duruşu yaptırdı ve Vahit Çınar ile ilgili anıların aktarılmasını istedi. Son anlarında yanında olan Hacettepe'den arkadaşı Kutlu Anıl hastaneye gidişini ve baş ucunda bulunuşunu, son anlarında bile Vahit'in filmlere iyi bakılmasını isteyişini ve yitişini anlattı. Vahit'in yaşamı boyunca özverili oluşunu, bu özveri yaptığı insanların sıkıntı anında yanında olmayabileceğini söylediğini ve Vahit'in  kendisini karşılaştığı deneyler sonucunda hak verdiğini söyledi. 68 kuşağından Halil Çelimli Vahit'in her zaman coşkulu ve neşeli olduğunu, arkadaşlarına coşku ve neşeyi yansıttığını, sıkıntılarını ise içine attığını belirtti. Gene 68'li arkadaşı Tuncay Çelen Vahit'in devrimci kişiliği üzerine konuşma yaptı. Eşi kazayı yapanların kendisinden bir özür bile dilemediğini belirtti. Dernek adına İlker Yıldırım'ın çiçek koyması ile anma toplantısı sona erdi.
ulusalodak özel haber


Yarınlara Yürüyen Yakın  Doğu  Üniversitesi

1965 yazında lise son sınıf karnemde altı zayıfım vardı. Siyasal olaylarla ilgilenmekle derslerimi paralel götüremeyişimin sonucuydu aldığım karne. İlk olarak işe ablam Tebessüm el attı. Bana ısrarla dersleri çalışırsam altısını da vereceğimi söyledi. İstanbul Üniversitesi’nin giriş kapısındaki kemerin altından kocaman bir Üniversite yazısını okuyarak geçişimi rüyamda gördüm. Hayra yorarak ardından sıkı bir çalışmaya girdim, üniversite sınavlarına katıldım. Ziraat Fakültesine kaydoldum. FKB’yi, yani fizik, kimya, biyolojiyi TIP, Veteriner, Eczacılık, Ziraat öğrencileriyle birlikte okudum.

1965-70 yıllarında ...devamı


GAZETE “Cumhuriyet” OLMALIDIR!

Cumhuriyet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün buyruğuyla kurulan tek gazetedir. Son birkaç yıldır üzülerek görmekteyiz ki Cumhuriyet Gazetesi Kemalist tutumunu ve sosyalizm yolundaki işlevini yitirmekte, giderek değişmekte ve diğer bulvar gazetelerine benzemektedir. Bu kötü benzeşmenin, kötü gidişin ve tehlikenin farkında olan birçok gazete okuru olduğunu bildiğim için sizlere bunları yazıyorum.

Bakın, Haluk Tarcan “Ne oluyor? Cumhuriyet erozyona mı uğruyor?.. Yoksa misyonu mu  sona  erdi? Belki de ihtiyarladı, yoruldu, nefesi kesiliyor…” diye soruyor.

Banu Avar,“Cumhuriyet gazetesi, elindeki mücevherleri bir bir harcayan yoksulluğa mahkum yaşlı saraylı kadın görünümünde. Olmayacak kişilere güveniyor, olmayacak kişilere yazdırıyor, olmayacak kişileri sayfa dışı bırakıyor...” diyor. ... devamı


Değerli Kardeşim Hüseyin Ergün,

Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanlığını kutluyorum.

"Sosyalizm" sözcüğünü "sol, sosyal demokrasi, ortanın solu" kavramlarıyla birlikte kullanmanın olumsuzluklarına verdiğin yanıt  anlamında SHP içindeki yaratılan değişim hareketinin bu aşaması son derece önemlidir.

"Sosyalizm" ve "devrim" davasının verdiği koşulsuz desteklerle elde ettikleri Belediye Başkanlığı, Meclis Başkanlığı, Federasyon Başkanlığı, Parti Başkanlığı, Milletvekilliği v.b. mevzileri şahsi ve kariyerist çıkarları için "kullanarak ve harcayarak" bugünlere gelenleri önemli bir mevzi kaybına uğratmanı içtenlikle kutluyorum.

Atila Sarp


MEKTUP

Kardeşim Sarp,

Mektubumu tümüyle “İsyan ve Tevekkül” üzerine yazmayı uygun gördüm. Mektup yazdığında kitabı okuyup okumadığımı, okuduysam değerlendirme yapmamı söylemiştin. Kitabını bir arkadaşta görmüş ve  “hızlı göz gezdirme” ile kısa bir zaman ayırarak incelemiştim. Okumamı ve değerlendirmemi isteyince hemen edinmeye çalıştım. Ankara’daki hemen hemen büyük boy kitapçıların hiç birinde kitabını bulamadım. Satışının çokluğu nedeniyle değil basımcı “Birharf” yayınlarının dağıtımından kaynaklanan bulunamama söz konusuydu.

Daha sonra sorun yaptım ve kitabı bir arkadaştan alıp 27 Nisan günü okumaya başladım. İlk üçte birini bitirince sana yazmayı uygun gördüm. Her üçte birinde de değerlendirmelerimi ..devamı


“Oy Cihan Bizum Cihan”

Güncel Yayıncılık tarafından Mart 2009’da yayınlanmış 232 sayfalık bir yeni yayın “Oy Cihan Bizum Cihan”.Yazarı Nuran Alptekin Kepenek.

Yazar 68 Kuşağı’nın simge isimlerinden “Cihan Alptekin”in ablası.

Yalnız Cihan Alptekin’i değil, onun bütün arkadaşlarının yaşadıklarını anlatmaya çalışıyor yazdıklarında. Onun arkadaşlarına bir “abla” olarak baktığı için, yazdıklarında “siyasal” yön değil “gerçekler” sıralanıyor.

Cihan Alptekin’i öğrenci hareketlerinde İstanbul “Devrimci Öğrenci Birliği-DÖB” hareketini yaratan Deniz Gezmiş ve arkadaşları ile birlikte tanıdım.

Dev-Genç sürekli, altını çizdiğim gibi bir “insiyatifler birliği” idi.

Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu İstanbul Bölge Yürütme Kurulu Başkanı Cihan Alptekin idi.

Genel Başkan ve yürütme kurulu olarak 15 Ekim 1969-16 Ekim 1970 arasındaki süreçte İstanbul’da ardımıza bakmadan bıraktığımız bir bölge yürütme...devamı


RÜZGARLARI HESABA KATMADIK

23 Mart 2009

68 Kuşağını yazdığı şiirinde:

   "Yukarıya kaldırdık başlarımızı

    Gözlerimizi diktik bulutlara

    Rüzgarları hesaba katmadık"

dizeleriyle tanımlayan,

Arkeolog,

Barış Ulu Sarp'ı,

Hacımuratlı'ya diktiğimiz "Picea Pungens Glauca-Mavi Ladin" ile yaşatıyor,

Ölümünün 8.yılında,

"solcu" kılıklı T.C.Kültür Bakanları'nın Barış'ı çoluk çocuğuyla sürgünlerde gezdirip memuriyet yaşamını zehir ettiklerini unutmayarak,

bu değerli arkeolog, yurtsever memleket evladını özlemle anıyoruz.

ULUSALODAK


27 MAYIS MİLLİ DEVRİM DERNEĞİ YENİDEN YAPILANIYOR

Atila Sarp, Ocak 2009

27 Mayıs Devrimi, 1960 öncesi, sonrası, 1961 Anayasası ve 60-70 devrimci yükseliş anlamında yeniden değerlendirilmesi gereken bir sürece girdi.

Belgesellerde ve yayınlarda 27 Mayıs Devrimi karşıtlığı inanılmaz boyutlarda yükseldi.

Bugün 27 Mayıs bir avuç aydın tarafından savunuluyor.

Devrimin elde kalan tek kurumu 27 Mayıs Derneği son derece alçakgönüllü olanaklarla ayakta durmaya çalışıyor.

Sosyal,siyasal,ekonomik bir getiri sağlamadığı için de ilgi odağı olmaktan çıkmış durumda 27 Mayıs Devrimi.

Tam tersine, savunmasız, olanaksız, dayanaksız bırakılan 27 Mayıs...devamı

Bilgi ve belge iletimi, söyleşilere katılma için e-posta "tumapa@mynet.com", adresimiz "İzmir Caddesi No:22/8.Kat, Ankara".


Ulusalodak haber

  • BAYKAL'A ONURSAL BAŞKAN OL ÖNERİSİ
    Aralarında çok sayıda sivil toplum kuruluşunun olduğu kurum yöneticileri ve CHP yönetimlerinde görev alan çok      sayıda partili Ankara'da Deniz Baykal'a "onursal genel başkan ol, partiyi yeni bir yönetime bırakarak tarihsel görevini yap" önerisi için çalışmalarını sürdürüyor.
    Bu çalışmada bulunanların temel aldıkları görüş noktası 29 Mart Seçimlerinin de gösterdiği gibi:
    1-AKP kan kaybetmeye başladı. Yüce Divan da yargılanacak bir sürece girdi.
    2-Ulus güvenilir bir siyasal çıkışı "ulusal-milli" kadrolardan istiyor.
    3-CHP'siz hiç bir "ulusal-milli" çıkış başarılı olamıyor.
    4-CHP2nin başında Deniz Baykal olunca da CHP iktidar olamıyor.
  • TİYATRO ÖDÜLLERİ DAĞITILDI
    Türkiye'de en kapsamlı Tiyatro Ödül töreni 7 mart 2009 Günü Devlet Opera Binası'nda yapıldı. Çok sayıda Tiyatro destekleyicisi kuruma, yönetmene,rejisöre, oyuncuya ödüller verildi. Lions Kulüplerinin organizasyonu ile yapılan ve geniş bir ilginin olduğu kalabalık törene Kültür Bakanı CHP eski Genel Sekreterliğinden dönme Ertuğrul Günay katılmadı.
  • KÖY ENSTİTÜLERİ ANMASI
    Ulusal Odak dergisi sponsorluğunda Hacımuratlı Köyünde 18 Nisan 2009 günü gençlerle eski kuşakların buluşacağı Köy Enstitütüleri anması türkü şöleni ile yapılacak.
  • ERGENEKON GENERALLERİ TEK TEK SAĞLIĞINI YİTİRİYOR
    Gözetim altında tutulan orgeneral ve ADD Genel Başkanı Şener Eruygur cezaevinde düşme sonucu geçirdiği kısmi felç nedeniyle "anımsama yeteneklerini" yitirmiş durumda.
  • Tutuklu General Levent Ersöz'ün sağlık durumu gittikçe kötüleştiği için yoğun bakıma alınmış durumda. 68 Kuşağı'nin öncülerinden olan avukatı Ali Rıza Dizdaroğlu'na göre Levent Ersöz'ün gittikçe bozulan sağlık durumu derhal tahliye edilmediği takdirde daha da vahim hale gelecek.

  • 9  Ocak 2009 günü,68’in 40.yılı etkinlikleri Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Kültür Merkezi’nde Bedri Baykam’ın Resim Sergisi ile sürdü. Bir kokteyl ile Bedri Baykam’ın açılışı yaptığı sergi 27 Mayıs Milli devrim Derneği Genel Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerince gezildi. Katılanlarla, Bedri Baykam ve Muzaffer Eryılmaz ile söyleşi yapıldı.

  • 10 Ocak 2009 Cumartesi günü 27 Mayıs Milli Devrim Derneği Genel merkezinde yapılan Aşure Günü’ne geniş katılım oldu.

  • 10 Ocak Cumartesi akşamı ŞOK ve FOTOSPOR Gazetesi yazarı Tevfik Diker tarafından Ankara Kent Otel de geniş katılımlı bir tanışma kokteyli düzenlendi. 27 Mayıs Milli Devrim Derneği’nin davetli olarak katıldığı kokteylde Yaşar okuyan, Hasan Korkmazcan, İrfan Gürpınar, Yüksel Çengel ile dernek üyeleri söyleşide bulundu.

  • Dramaturk derneği Salı toplantıları olarak yürüttüğü etkinliklerine bir yenisini ekledi. 2008'in son salısında AST (Ankara Sanat Tiyatrosu) salonunda Turgut Özakman ile söyleşi gerçekleştirildi. 1930 Doğumlu Turgut Özakman, Ankara Atatürk Lisesi öğrencisi olarak 18 yaşında Ankara Oymağı ile Kurtuluş Savaşı'nın anılarını yaptığı Polatlı-Acıkır-Mülk Köyü-Sivrihisar yörelerinde yaptıkları uzun yürüyüşlerle nasıl yerinde incelediğini anlattı. Tarihi yazmanın yaşananları yerinde ve yeri geldiğinde onların yerine ruhen geçerek olası olduğunu anlatan Turgut Özakman söyleşisine gençler ilgi gösterdi. Atatürk Lisesinde öğlen yemeklerini Cumhuriyetin bu ilk yıllarında Başbakan, Bakan, Genel Müdür çocuklarıyla aynı karavanaya kaşık sallayarak yediklerini, Cumhuriyetin bu ilk yıllarında coşkulu bir yurtseverliği yaşadıklarını anlatan Turgut Özakman, daha sonraki yıllarda Cumhuriyeti de Mustafa Kemal'i de gençlerin unuttuğunu söyledi. Her geçen gün daha çok karanlıklara gidildiğini belirten Özakman, gençlere tarihlerine sahip çıkmalarını öğütledi. "Çılgın Türkler"in ön sözünde belirttiği gibi, bu söyleşisinde de Turgut Özakman ilköğretim çağında Cumhuriyet ve Mustafa Kemal değerleriyle yetişen ve bu değerleri ciddiye alarak Tam Bağımsız Türkiye ve Mustafa Kemal değerleri için canını veren, öğrenim yaşantıları yerine cezaevlerini tercih eden ve katıksız yurtseverliklerinin cezasını içinde Turgut Özakman'ın da olduğu "1930'ların gençliği"nin sahip çıkmaması ve karşıdevrimcilerin iktidar ve milis saldırıları altında kalmaları nedeniyle ağır biçimde ödeyen "68 kuşağı devrimci gençliği"nden söz etmedi. 60-70 arasının gençlere yanlış aktarılması ya da hiç aktarılmaması konusunda Turgut Özakman söyleşisinde eksiklik vardı.

  • 68 Kuşağından, Hacettepe Üniversitesi Dev-Genç üyesi Vahit Çınar Ankara Karşıyaka da toprağa verildi.

  • Hüseyin Sünger yaşıyor. Cumhuriyet Gazetesinde verilen Vahit Çınar ölüm ilanında yanlışlıkla Vahit Çınar yerine Hüseyin Sünger'in resmi basıldı. 68 Kuşağından ÖDTÜ Dev-Genç üyesi Hüseyin Sünger daha önce bay pas ameliyatı geçirmişti. Sağlıklı olarak yaşamını sürdürmektedir

  • 29.11.2008 Cumartesi günü hastanede yaşamını yitiren Musa Uysal (Emmi-D.1926)) 1.12.2008'de toprağa verildi. Ailesine, dostlarına, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Emmi'nin anısına "İbrahim Çiftçi (Çerkez)"nin anı-ağacının yanı başına ağaç dikimi ulusalodak dergisi tarafından yapılacaktır.

  • 68 kuşağından Ali Aydın Çığ (D.1949) vefat etmiştir.

  • "Terziler tevkifatı (1951)" sanıklarından Terzi Şair'in (Mehmet Selahattin Sarp-D.1326-Ö.1909) anısına çocukları ve torunları tarafından 15-16 Haziran 1970'de ölen işçilerin anı-ağacının yanı başına ağaç dikimi yapılmıştır.

  • Büyük Türk Devrimi'nin Tarım Mühendisi Akın Özdemir (D.1947) öldürülüşünün 30. yılında öldürüldüğü Adana'da ve toprağa verildiği Mersin'de etkinliklerle anılacaktır.

  • Ulusalodak Dergisi Teoman Öztürk'ün anı-ağacının yanı başına ağaç dikimi yapacaktır.

  • Türkçemizin büyük ustası Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Adnan Binyazar için tanıtım etkinliği 15 Aralık Pazartesi günü Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde yapıldı. Son konuşmayı yazarın yaptığı etkinlikte yaşantı ortakları anılarını anlattılar. Tanıtım etkinliğine Mahmut Makal ve eşi, Alper ve Serpil Aktan, Aldoğan Ekmekçi, Cahit Akçam, Mustafa Gazalcı ve Eşi, Ahmet Arif Eşi, Mustafa Balbay, Habip Çalışkan'ın olduğu kalabalık bir katılım oldu.

  • CHP Ankara Büyükşehir Adayı Murat Karayalçın seçim çalışmalarını yoğun olarak sürdürmektedir. Karşıdevrimin din balçığıyla sıvanmış, emperyal sermaye ile yağlanmış kösnül surlarından ciddi bir gedik açılması anlamına gelecek 2009 Mart Yerel Seçimleri sürecini ulusalodak dikkatle izlemektedir.

  • 27 Mayıs Milli Devrim Derneği Yeniden Yapılandırma çalışması için komite oluşturmuştur. 

  • 6 Milyon seçmen fazlalığı konusu seçimlerin iptali tartışmalarını gündeme taşımış bulunmaktadır.

  • Bush'un kıvrak bir manevrayla ıskalattığı ayakkabılar, arkasında saklanan Barzani ve Talabani'nin kafasına çarpmıştır. Ayakkabıların ıskalamasını gösteren Irak Medyası, çarpmalara sansür koymuştur.

 

Arşivden Haberler


Arşivden Yazılar

Temmuz 2007; TÜRK MİLLETİNE AÇIK MEKTUP; Anıl ÇEÇEN


Mayıs 2007;ULUS BİLİNCİ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN AKIL; Hıdır Beyaztaş


Mayıs 2007; İran’ın Uranyum Zenginleştirme Programı nedir?; Turhan Çiftçibaşı


Nisan 2007; Av.Halit Çelenk, Köy Enstitüleri Vakfı 7.Genel Kurul Konuşması; Av.Halit Çelenk


Nisan 2007; TÜRK TİYATRO TARİHİNDE BİR DEVRİM - BEŞİNCİ TİYATRO ; Atila SARP


diğer yazılar için tıklayınız

yazı ve yorumlarınız için info@ulusalodak.net

tumapa@mynet.com

 

ulusalodak yazı kuralları

 

 

ziyaretçi sayısı

hit counter